MOTORSİKLET AŞKI


Ortağım Serhat’la 76 model bir R90S sportif karbüratörlü ortak BMW motor almıştık. 1996 gibi. 2-3 ay bindikten sonra motorcu jargonuyla yatak sardı. Sağlığında bir motorsikletten çok yarım araba gibiydi, yolun da yarısını kaplardı. Yanlardan çıkan kalın koca boynuzları vardı. BMW’ye binip motor sürmek dünyanın en rahat koltuklu tırıyla gösteriş yapmak gibiydi. Sadece sesini dinlemek için bile BMW alınırdı. Onunkine en yakın ses VosVos tosbağa modelinin sesidir. Sesi ve cüssesiyle saygı telkin ederdi. Canavar bir hızlılığı vardı, hızı arttıkça caddeye daha bir yapışırdı. Kendisi 1976 model olduğuna göre daha o zamandan 20 yaşında bir kapalı kutuymuş. Bunların standart akü sorunu olur; güya hazırlıklı davranmış, koca bir otomobil tipi Povver aküyü motoru belinden kırar gibi sökerek monte etmiştik. 

İlk yatak sarmasında motorda tek başına Serhat vardı. Kalp krizli BMW’yi yoldan İstanbul’a taşıttırıncaya kadar başına gelmeyen kalmamış. Motoru çekme halatıyla başından bir tıra bağlamışlar. TEM’de at kuyruğunda rüzgara kapılmamaya çalışan sinek gibi görüntüleri. Çalışmayan motorun üstünde tir tir titreyen Serhat. Mutsuz aşk motorumuzun yaşamının en sinemasal karesi budur, düşündükçe gülesime gidiyor.

BMW yatak sardıktan sonra hayretmedi, ne yaptıysak kâr etmedi. Aylarca canlansın diye tamircide gözüne baktık. Arada tamircilere giderken atlattığımız kazaları, sevgililerimizi ihmal edip tamirciyle ilişkide sanmalarını es geçiyorum. Bir keresinde ustamız ‘yarına hazır olur, artık hallettim,’ dedi. Gece düşümde motordan yolda dumanlar çıktığını görüyorum. Sıkıntıyla kalkıp neyse düşmüş diyorum, iş çıkışı motoru teslim almaya gidiyoruz: Daha eve varmadan yolda gene istop etti! Motor rektifiyesi için karlı bir kış günü Topkapı – Ümraniye seferi yapıyoruz. Ağır hastayı ambulansla ileri hastane yoğun bakımına sevk eder gibi. Kar yağışı nedeniyle yolda otomobil kaydı, başımıza nasıl büyük bir zincirleme trafik kazası gelmediyse…

Bizi üzdüğü için olduğunu sanıyoruz, İstanbul’daki ustası, çam yarması gibi adam, ileriki aylar yıllarda moto-kurye oldu, yollara düştü. Sıradaki Alaplılı veya Akçakocalı usta, günün birinde öldürülmüş, uzuvları çuvalda parçalı halde bulundu. Lanet mi var? Sonra motoru becerikli usta umuduyla, abimiz başında ilgilensin diye feribotla İzmir’e gönderdik. Kaç kez tam olmuşken motor gene cızıldadı. Haberleri heyecanla telefondan alıyoruz. İzmir’deki ustası motorun bir yedek parçasını almaya giderken başka motorla yaptığı trafik kazasında ölmüş! Dehşete bakar mısın! O gün aynı anda Mustafa abimizi kaybetmediğimize sevindik, usta onu da çağırmışmış. En sonunda pes edip, abiye onay verip hurda fiyatına daha yapılmamış olarak sattık.

Sattığımız zaman bir rahat nefes aldık. Motor hayatlarımız o etkiyle 5’er yıl kesintiye uğradı. Anımsıyorum, lüksü havası her şeye rağmen çok yerindeydi. Ailenin, abimizin önceki motoru BMW 5.90 harika bir kısrak görüntüsündedir, bizim R90S ise tam bir damızlık boğadır. Anılar her fırsatta canlanıyor. O motora binişleri ve uçarı sürüş zevkini saatlerce ve kilometrelerce arkadan motor iterek terimle ödemişimdir. Motorculuğun öyle vergileri vardır, bulaşıcı ve kutsallaştırıcıdır. Motor adayını adaycıktan ayırdetmeye yarar.

Kendi namıma ilk göz ağrım motosiklet uzun yüksek tay gibi duran, hakkından gelemem diye yerden bitme Suzuki GN 250’ye yeğlemekte zorlandığım aksiyon filmi yıldızı Honda XL 185’ti. Her şeye o neden oldu, o başlattı ve onu aldığımızda beni bu işe bulaştıran arkadaşımdır, benim motorlarla hiç bir alıp veremediğim yoktur sanıyordum. Birkaç yıl içinde aklıma geldi ki benim adaşım Mehmet dayım daha 30 yaşında bir trafik kazasında Jawa motosikletiyle kamyon altında kalarak hayata ve ailesine veda etmişti. Bok ilgim yokmuş! Kendimi engellemek, korkmak istemediğimden bu anıyı ben silikleştirmişim, koy sepete. Ayrıca bütün çocukluğumda Fethiye köylerinde acil ulaşımı özel motorsikletlerini taksi gibi kullandıran motorcular yapardı. Motorun ovalara, yamaçlara yayılan benzin eksoz kokusu beni hep harekete, geleceğe, şehre çağırırdı. Silgi kokusu bağımlısı gibi. Er geç bir delikanlının peşine düşecek meraklı kızdım, allah hayırlıyla karşılaştırsındı.

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: