DUM DUM DOM

Ben ki vadiyi kanla sulayanlardanım
Aşık olanlar da bizden
Geldi çekilme günü, ölenden gördüm
İnatçı toprakla sığır sütüne dönmenin
Hepsi alver yapmaya başlasın
Yaktığım evlerden sormayanlar
Yarın benden suladığım suyun
Güdülmeyen evladın çünküsünü sorsunlar
Gene yumruğumu yiyeceğim.

Bir bir ağaç kabuklarını
Yengemi kızıl dereden komşum sürdü
Dağ ormana-
Vadinin eriği cevizine atışla dolandı
Açlıkla sınadı zaman kahraman olmaya
Değilce değilce sürüldüm
Yangını söndür koşa koşa
İçine bak kuytuda, düşne rüyada
Kurtul hazır yazgına dön
Çiçekten yaban balıydı, sarmaşıkta yokluk
Yıkılsın, çürüsün gün
Altında her umutlu tecavüz!

Gün gecenin çocuğu
Öğrenecek paçalı baykuşla birlikte
Dünkü düğün son oyun
Yeniden acı yeniden
Unutup, göre bulup yitire yaradan..
Çingeneler çevirdi tekerleği
Kara mavi gözlerinde kaybım
Her yüz her ben zikzak, bir aşırtma
Meclisi yıkmadan geliyorum içimden
Yeminleri gömdüğüm gibi

Karıştım Tanrı topakla beni..

Ayakta ağlıyorum, anam sus pus yatıyor
Yabancı merhametinde dinlenmek var
Sırlar kaynaşıyor çevremde
Kilit altında dünya
Barut şaşırtır, su akıttı, zılgıt uçuruyor
Gerçek usul, beşikte çocuk bir ip boğumu
Büyüler dilsiz, sesler Şarlar’dan yamaca
Hepimiz yüklü, kim elinde kılavuz
Çiftler üçler birler, deliye yamak bulunmuş.

Gülmeye gidemedim
Düğün nöbetinde oynarım
Ağlarken öf çektim, kızgın sarıldım gövdeme
Bir davetle yağmurum harlar
Gözlere sığınırım kahkahada, isterim

Nasıl durur! nasıl somurtursunuz!
Gördüm ben en altını, gül işte.
Bundan beri serbest en azı dişlisi
Öpecek, coşkun oynayacak ağlama
Hiç bilmediklerime sayarım
Yeter gördüğüm çöplük, güven sen uçbeyine.
Kurşun kadar açık azalan sözüm
Yangın yeri, alabildiğine umman kalbim.
Ses fazla, kuru kalabalık unuttu, kıvrılmam lazım
Daha uyanacak sessizlik

***

Gezdiğim, aileleştiğim Kosova’nın benim için duygusal mücevheri-ürünü son dönüş gecemde beni uyutmayan, ön taslağını yazdığım şiirdi. Bana bir yüklem gibiydi. Aradan biraz zaman geçip öteki not ve işlerimin ağırlığından kurtulunca o şiiri hale yola soktum. Ne de olsa olsa meslekten şair olmayınca akan kokan batan yanları vardır. Ben evlatsındım, benimsedim. Aramızda özel bir bağ oluştu. Şiirsinin içeriği tabii ki gördüğüm, duyduğum, hissettiklerimle ilintili; şunu belirtmeliyim, “dum dum”un düğün davulu, “dom”un top – tank atışı olması dışında açıklama çıkaramam.

Kosovalılarda savaş, ölüm ve işkencenin, tecavüzlerin anıları tazeyken bu insanlar gülebiliyor, muziplik edip, oynayıp dans edebiliyor ya… Ben artık ciddiyet kuralı olan somurtukluğu reddetmiş, bırakmışımdır. Kosova’da, gülen birini kimse hafiflik şüphe ve sorgusuna çekemez, onlar bunu kanıtladılar. Kosovalılar bir meydanda veya bir salonda buluşur, anılarından söz edip ağlaşırlar, peşinden aralarından biri fişeği gülme ve dansa çevirir, aynı hız ve doğallıkla oynar, şakalaşırlar. Gün bugünkü gündür, her şey an’da kurulup yıkılır. Neyse odur. Ağlarlar da, oynarlar da.

Bu yaşayış biçeminin şöyle bir önemi çıkıyor: Aldığım arkadaş verilerine göre, Balkanlarda saf neşe, saf dram yokmuş. Hep hepsi birbirinin içinde, acılarda öfori var gibi olurmuş. Tabii sevinçte de bol bol ağlayış. O zaman bu içiçe katma, birbirinde eritme, kaybı travması olanların “kayıp içinde kaybolmama” yordamı haline geliyor. Toplumsal olarak Hansel ve Gretel davranmak; kaybolurken, “ben insanım” demek, yere ekmek ufakları döşemek.. Acıda erirken, veya hatta belki soykırımda soyu kururken. O zaman dahi enerji olarak cin şeytan olarak var olacağızdır. Telifi kimin unuttum, bir yazar, soykırıma uğrayan Kızılderililerin günümüz Amerikalısının içinde bir dolaysızlık doğrudan konuşma ve iç boşluğu sessizlik halinde yaşamayı sürdürdüğünü ileri sürmüştü.

Kosova’da Çingene algısına küçük bir ayraç: Sırp savaşı sırasında Mitroviça’da halk dağlara kaçtığında Çingeneler (majuk/maguk) Sırplarla birlikte Arnavut evlerini yağmalamışlar. Dağlardan dürbünlerle bakan Arnavutlar daha sonra şehre döndüklerinde çingenelerin evlerini yakmışlar, çoğu çingeneyi öldürmüşler. Eskiden Mitroviça’da Çingene Mahallesi varken artık tüm Kosova’da Çingene nüfusu %1’in altına düşmüş. Mitroviça – Peje yolunda fazla savaş olmamış, orada çoğunluk Sırpmış. Şimdi de büyük yerleşimlerden biri olan Peje/Rugova Kosova genelinde pek sevilmiyor.

Kosova’da Ahiret Turizm

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: