KESİKLİ, KESKİLİ

Kesikli oğul, keskili ana.

Anne: “Beni kimse anlamıyor.”
Oğul: “Beni hiçbir zaman anlamıyor.”

Duygularının olduğuna eminim. Duygularının ne olduğundan emin olmasam da. Belli oluyor, bizden yana aktarılıyor. İşlemcisi sağlam ve yürüyor, yazıcısı titrek ve barajlı çalışıyor. Duygusu sese, cümleye çevrilirken bir engelden, süzgeçten geçiyor. Cümle şekillendirmede kendine özgü bir makine dairesi var, ince ayarı karışık. Duygusuysa net varlığıyla, enerjisiyle öncelikle gözlerinden karşıdakine geçiyor. Duygu üretmede çok çalışkan ve mahir. Hissettiği için hissettriyor.

O da olasılıkla babası gibi yürümeye küçük kumsallı koy, ama engin denizlere açılımlı ve gizli iç denizi var. Babasını anlamak ve sevmek onun üstünden daha kolay. Galiba ikisinde de sözdışı (nonverbal) iletişim yolakları sözelci vırvır anneye göre daha zengin, çoğul, yüksek dereceli. Aralarındaki farklara eğilebilmesi için önce babasının ona yakın özelliklerini ana hatlarıyla çözmeli, bilmeli, daha hakim olmalı. Babası onun aynısının ileri yaş, yapılı ve yapmış hali. Baba bazı bakımlardan sorun örneği, bazı bakımlardan çözüm umudu ve temsilcisi.

Anne için o hem analık yetilerinin bir aksaması demek, hem de eşine olan ilgisinin, bağının bir aynası demek. Annesinin onu tam onaylamayışı, suçlu eksik hissettirişi, kendi kendini onaylamada özkabulde duraksatmış. Birey olarak gövdesini dünyaya salmıyor, elde ve kapalıda tutuyor. Bunu ben mi doğurdum demişlik olasılığı kendilik işlerine tutukluk, kendini beğenmeme olarak yansıyor.

“Bu çocuk, olmadı-” diyerek anne mutlak redli karşıtlığa, yoketme arzusuna kapılabilirdi. Karanlık tanrıçalar gibi.

Bir hafif ya da ağır benzerinin yakınlarda hayatta dünyada bulunması, sorunlu, dünyaya fazlalık hisseden bireyin yalnızlığını yumuşatıyor. “Korkmak beklesin. O var olabildiyse ben de var olabilirim.” Daha üstün bir yorum olmazsam alçakgönüllü türev olurum. Ayrıca, yaşamı fazla ciddiye almayabilir. Yaşam bir oyun, bitiminde uyanmaya veya derin uykuya geçilen bir rüya olabilir. Birçok aileler ağır yakını olarak “Ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün ağlar,” der. Bu kalıp da aynısıyla kabul yerine hafifleştirilebilir. Her türden delilik ve deliler dünyaya, hepimize zenginlik. Ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün gülebilir. Gülerek ağlayalım hiç olmazsa.

Üçlü ittifak olan bu aile, onun ve babasının yavaşlığı, içedönüklüğü üstünden herkesin ayrı ayrı yalnız kaldığı, konuşmanın kolay yeşermediği, araları kırıklı ve gölgeli bir bağlaşık ortaklık. Yine de bir üst patron hissedene karşılık iki yavaş ve suçlu hissedenin alt ittifakı var. Gidişte bir aksilik oldu, onun sözdışı iletişim avantajı evde kalınan salgın günlerinde güdük kaldı. Hakim olduğu, işletebileceği o kanalı kullanmadı. Kapalı üniversite günlerinde insanlı antreman ve maç yapamadı. Önü günlere bakacak, yürümeden görmeden olmaz.

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: