BİNA YAPIT YAPIM

Bina (eser) yapımcılığında üç veya dört kutup varmış: Mimar, mühendis, mütahit (kitabi olarak müteahhit), işveren (malveren).

Bunlardan mimar ile mühendis birbirinden daha yeni ayrılmış. O bakımdan ruh hekimi (psikiyatrist) ile sinir hekimi (nörolog) gibi hem birbirinin işinden anlıyor, hem de birlikte iş yapabiliyorlar. Mimar mühendis de mimar mütahit de olunabiliyor. Acaba mimar mühendis tek isimli bir tarihsel dönem geçirdi mi? (Tıp tarafında ruh sinir eski ortak hali. Sonra beyin büyücülüğü ile beyin dahiliyeciliği olarak ayrımlaştılar.)

Mütahit eline aldığı işi en az sayıda zorunlu kıstasları yerine getirip en kısa ve ucuz yoldan sonuca, alıcıya ve kazanca kavuşturmak eğiliminde. Malveren ise süreci başlatacak, sonunda kullanacak veya son kullanıcıya devredecek.    

En eskiden bu dört kutup da tek kişide tek elde toplandığından yapım süreci en zahmetli, toplam bilgi hakimiyeti bakımından en cahil şekilde yürüyordu. Tek bir beden içinden haberleşme, fikir alışverişi daha organik olduğundan sonuç hemen hep, ya doyurucu ya işlevsel oluyordu. Unsurlar birbirinden koptukça, uzmanlaşma ilerledikçe, bazı şeyler kolaylaştı. Fikirden ürüne varmak belki hızlandı, yoksa o da mı değil, ilerleyen başka bir şey mi? Beden içinde bile olması mümkün haberleşme yavaşlığı, olabilecek ikircikler tıkanmalar, yeni iş bölümündeki iletişim kopukluğu ve birbirine bağlı olanların özerkleşme eğilimi demek olan unsur ayrışmasıyla iyice su yüzüne çıktı, arttı. Unsurlar birbiriyle uzlaşır, işbirliğine giderken daha açık kavga eder, yakınır, karşıt ve özerk olur oldular.

Çağın vahşi kapitalist hız ve kar gerekleri içinde artık yapı kolaydan yapıt (eser) halini alamıyor. Çerez yani pop corn kadar hızlı tüketilcek, yeniden üretilecek, arkasından göz yaşı dökülmeyecek, geleceğe aktarılmayacak, ona bel bağlanmayacak, özdeşleşilmeyecek.. Beden hastalığında olduğu gibi yapım süreci kutupları organik bağlı olmaktan çıktılar. Çürüme çözülme değilse bu bir hızlı yaşa genç öl yapımcılığı. Günümüzde bağımsız komple sinemacı yapımcılar gibi, bu kutupları tek, hiç olmazsa iki fiili kişi halinde birleştirebilen şanslı ademler var mı? İnsan ilerlemesi ve işbölümüne dayalı işbirliği yine mi bir arpa boyu yol gidip geri döndüğümüz bir rüya, hülya halini aldı? Kapitalizm bizi bir arada, dağılmaktan ve vahşileşmekten mi korumakta, yoksa garantili şekilde vahşileştirip dağıtacak, kendi kuyruğunu da yiyecek mi?

Beşinci kutup: Bakan-okuyan-son kullanıcı. Beşincileri sadece kendimizle daha doğrusu başlatanla sınırlandıramayacağımıza göre ölüm durumu hariç unsur çoğalması, dallanması, dağılmalar, bazen yeniden toparlanma ve özetlemeler, tekel ve çokel kaçınılmaz demektir. Asıl diyalektiği alan veren ikiliği çözdü. Dört verici unsur eskiden tekel olabiliyormuş, ama nadiren alıcı beşinciyle özdeşmiş. O artık yokülke!

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: