SORGU

1- Eğitim hayatından bahsedebilir misin?
2- Neden psikoloji?
3- Psikolog olarak mesleğinin kötü yanları neler?
4- Psikoloji olmasaydı neden, ne olmak isterdin?
5- Meslek hayatın boyunca yaşadığın ilginç bir durum varsa anlatabilir misin?

İlk çocukluğumdan beri doktor olmak istiyordum. Eğitim ve öğrenme benim için zevkti. Okulu, arkadaşı, öğretmeni çok severdim, öğretmenin göźlerinde yaşardım. Okullar tıkır tıkır geçti.

İstediğim gibi tıp fakültesine girdim. O da çok güzeldi. Hiç devamsızlık yapmazdım. Altı yılda bilemedin 15 gün gibi bir devamsızlık. Güle oynaya doktor olmak üzereydim ki, 6. sınıfın son 2 ayında ayağım suya erdi, kendi gerçeğimi fark ettim:
Tıbba düşman olmamakla birlikte, meğer ben tıp mıp istemiyormuşum. Tıp isteyişim anne babam beni çok ve garantili sevsin diyeymiş. Sosyal ve ailevi statü için. Kendime çok üzüldüm, şaşırdım. Artık doktor olmuştum, geri dönemezdim. Hekimlik bir meslek değil yaşam biçimi, vazgeçmek zordur. Vazgeçip ayrı kariyere yönelebilenler ayrıca kutlamasıdır.

Zor bir karar verdim. Madem doktorum, mantıklı ve bana göre bir parçasında olayım. Eski niyetim iç hastalıkları doktoru olmaktı, artık o geçersiz. Ben neyi seviyorum?

Birincisi kitap (roman) okumak, ikincisi başkalarının hayatına müdahele etmek, maydanoz olmak, akıl vermek. Bunları tıpta en iyi nerede yaparım? Psikiyatride. Böylece mantık evliliği ile dalımı seçtim. Başlayınca öteden beri onu istiyormuşum gibi psikiyatride mutlu oldum. Bedelini de ödedim; asistanlığımın başında depresyon yaşadım, ilaç aldım, terapi gördüm. Psikiyatri bana kendimi tanıma fırsatı verdi. Yavaş yavaş, yaşadıkça, gözlemledikçe.

Mesleğim beni röntgenci gibi yapıyor. Özel, gizli, mahrem alanları duyuyor görüyorum. Bunun zor tarafı insan eti ağırmış; çalışan fark etmese de yoruyor, iz bırakıyor. Hayati kararlara sorumluluk alarak katkı sunmak gerekiyor. Sır tutmak gerekiyor. Danışan veya hastalarla terapi dışında hiç bağ kurmamak, olanaklarından yararlanmamak, dostluk kurmamak gerekiyor. Bunu yıllar yılı disiplinle, dikkatle sürdürmek kolay değil. Buralarda sık veya seyrek hatalarımız olur, oluyor. Böyle yanlış ve kusurlu uygulamalarımız olursa kendine saklamak, itiraf etmeden kendi sırrını taşımak da zor oluyor.

Psikoloji/psikiyatri olmasaydı, eski niyetim iç hastalıkları uzmanlığıydı. Hekimliğin en derya deniz merkezi diye. Sonraları başka ilgilerimi keşfettim. Sanata yatkın taraflarım var: Edebiyat yapmak, yazı yazmak, şiir, sinema sanatı, fotoğrafçılık. Bunların hepsine az çok bulaştım ve edebiyatı çok sevdim. Bir sinema kitabı çevirdim ve yayınlandı, edebiyat kitabım çıkmak üzere, bir şive sözlüğü üstünde çalıştım ve ileride yayınlama niyetim var.
İlgi ve bilgilerimi bekletmeden Ekşi Sözlük yazarlığıyla insanlarla paylaşıyorum ayrıca.

Bunlardan başka mesleğimi yapamasam neyle zor zamanları atlatır, geçimimi sağlardım? Özel ders vererek para kazanabilirdim, bilme ve öğrenme sevgimden yararlanırdım. Çeviri yapmak da kısmen işe yarar, İngilizcem iyi. Başka yatkınlıklarımsa reklam etmek, allayıp pullayıp sunmak. Reklam sektörüne girsem metin yazarı olabilir, iyi sloganlar bulur, başarılı olurdum. Ayrıca emlakçı olsam iyi ev satışı veya kiralama başarısı gösterirdim. Eksantrik şeylere ilgim sayesinde belki başarılı falcı ve astrolog olabilirdim. Edebiyatı her zaman amatör olarak yapmayı yeğlermişim, edebiyat fakültesi okumak istemiyormuşum. Bunun yanında eğitim olarak antropoloji veya zooloji okuyabilirmişim.

Mesleğimde en aklımda kalan deneyimler arasında… Gıcık olduğum bir kadın hasta vardı. Niye böyle, anlamıyordum. Sonunda keşfettim: Büyük terapi grubunda eleştiri ve öfkelere hedef olan hasta bayan da benim gibi gösterişi, ilgi çekmeyi seviyor. Ben ona sinir olmuşum, zira ben bunu fark ettirmeden, münasibince yaptığımı sanıyorum. Kadının apaçık örtüsüz ilgi arayışı, kendisiyle birlikte beni de deşifre ediyor, “herkes bizi görecek” hissine neden oluyormuş. Acemilik dönemimde başka bir hastam ise ona yanlış davrandığımda birdenbire uçarak bana yumruk atmıştı. Gayet insancıl, yumuşak biri olduğumu düşündüğüm halde hala onun adını unutmuyorum. Demek ki kinciymişim de. Bir de, diğer bir hasta kesik cam parçasıyla nöbetçi hemşireyi rehin alıp, “Kaçış yolumu açın, yoksa ona zarar veririm,” demişti. Benim gece nöbetimde oluyor. Nöbetçi olan hemşire o kliniğin şef doktorunun sevgilisi olduğundan, herkes bunu bildiğinden, hiçbir kararsızlık çekmeksizin, derhal hastanın kaçmasına izin verdim ve yolunu açtım. Hemşirenin zarar görmemesi hayatiydi, yoksa şef doktor beni de kim olursa olsun onu da uçururdu. Geçmiş günler… Hala zaman zaman rüyalarımda akıl hastanesi, hatane çalışanlarını filan görürüm. Bir de tutuklu servisinde ağır bir suçtan gözlem altında olan bir hastam çarşaf parçasıyla karyolasında kendi boğazını sıkarak intihar etmişti. Onun üzüntüsünü unutamam.

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Birisi “SORGU” üzerinde düşündü

  1. Kendine yoğunlaşmışsın memnunsan devam et ama ben kendime yoğunlaşmakla uğraşamam birsürü işim gücüm var zaten ayyy kendimle uğraşamam.. Kendinle hesaplaşmak mı kendini sorgulamak mı aradığını bulamamak mi…? Ayyýy neyse.Yoksa jübilesinimi yapıyon? Aslında düşünmeden sormadan yargılamadan yaşamak daha kolay ve bunu yapanların hepsi mutlu insanlar.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: