UÇMAK AZMAĞ

Akşamın kızıl kanında
Kimi kırık kimi sağlam dişiyle Trak canavarı.

Har har üstüme gel,
Gök mor, kolla nefesimi
Asma direklerden besle
Üstündeyim içinde, kılcallarında kayıp
Uyutma, sıkıştır kafesten, şaşırsın her arzu, niyet
Göl umuşuyla yağmurun, soğuğun içeyim
Varil soba dumanlarında tanışma sigarası
Kavağın en gizemli çatısı, en günahlı camii
Ortak inziva. Kuytuda yakınmalar, apaçık zındık

Nasıl üzülmez aynasız, imza alırken?
Ben de ordaydım, ormandım.
Yüz yüze bakılı, bilindik aldatmalar
Tehdit sevişi, bunak babalar mahallesi!
Benden bana senin ondan
Eteklerde, iskarpinde aynalarımız, ey kuşku

Yüzüm kara, akıl kulağı dünde demirli
Deniz, kokusuyla çağırır, martıyla
Gözle gel eder, umut davet bağış…
Demir al gölden
Sırtlara, benlere açıl,
Bulut sarmalar, atar bacalardan dolu dolu.

Düşlerini unut, suya unut. Kabil’di o.
Planla öl sen, tükenmeyle art.
İklimlerden tutulusun, sıcacık geleceğe fetih-tanbul.
Lanet zaman burcusun, sulu dehlizde korku sızılda.
Milyon kere git, hep sıfırla dön.
Ananı unut. Koynun kadim fahişenin, tam kadının-

Çekirgelercesin, hiç istemezsin tarih.
Suyun çöldür.
İşgal valsisin, düşün yabancı.
Hatırşinas dişlerin takırdıyor
Kılavuzsuz konağını, demir hayata akıntı vuruyor
Bir kuş cız dedi, sen bülbül bil.
Kanamanı unut, kan ilk haytaya.
Komiğin kumarbazdı, seni göğe kaybetti
Gül de ağla, uyut da ağla.

Şimdi bütün borcumu dilde bıraktım
Her şeyimle hazırım, her şeyimle kaçmağa
Döner gelirim alevli Rum çatına, tir tir ince kagirine
Bir soğuk almaya göreyim, salgın saçılım.
Kendimi kıskandım. Evlatlık verdim beni.

Derhal yıkan, çoktan büyüdün, mühürle mumyanı.
Kuyularda büyücülerin bekleşir, bostan aralarında,
Kısıklı tramvay yangınlarında.
Kocanı karılarına tanıt, öz üvey çocuklarını dağıt,
hepsi simitçi -vapurlarda martı.

Kimlik kontrolü, tek mi çift.
İçinde albay, içinde bekçi, bay hayır.
Hayranlıklar geçidi.

Tüm yoldaşların parladı,
Gelen gideni sevdi, vur bir daha.
Sev bir daha, öl bir daha.
Ölenler parladı, geride ışıldak yaşlar.
Analar unutuldu, günahlar bulmaya, çiçeklerce.
Bulin unuttu bizi böğründe,
Zaro kadar yaşlandım.

Utangacım, ölmezim. Varımı tit tir vermeye korkusuz.
Palamara dolanıp gördüm ufku,
Ayışığında koy oldum, yıkandım, üş üş üş.
Zeytin aldı, yamacın ot kadifesine yit dedi.
Aldığını götür, barsak dolu sorgu, küf.
İki şehir, iki su… Başka oyun, başka sur yok.
Dön dön bul, yit yit üre.

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: