HAYATTA

Asla! (ünlem), hayatta olmaz, ben ölmeden anlamlarını da taşıyan kalıp. Elbet olağan koşullarda “yaşamda” anlamına geliyor. Demek, hayatta sabit yok. Ak dersem kara kara dersem ak sırada. Neysen o değilsin, ne değilsen o olmak üzeresin, diyen Jean-Paul Sartre’a selam. Sorun varsa, sorun yok; hayattasın.Öldürmeyen sorun, yaşatır: bizim.Artık hayatta her şeyi daha kolay ve daha normal,“HAYATTA” yazısının devamını oku

BABAMGİL OĞLUYUM

[16 Nisan 2014] Çocukluğumdan görüntüler geçeceğim. Hepsi gerçek ve hepsi uydurma. An an, bakış açısı. Varsın çelişkili, zıt olsunlar. Babam da dedem gibi 43-44 numara Dora marka lastik ayakkabı giyerdi. Bu beni örtülü şekilde çok şaşırtan bir şeydi. Bir çocuk nasıl babasıyla aynı büyüklüğe erişir? Olmayacak olanaksız durum. Babam babasına o kadar saygılıydı, bu ise ayıp“BABAMGİL OĞLUYUM” yazısının devamını oku

ANIT YAŞLI

[13 Nisan 2014] Kırkkilise’de kardeş ziyaretinin peşinden. Arkadaş uğraması ve hasbihali yapacakken hayırlı bir satışa gelip. Yirmi küsur yıldır görmediğim Vural amcamı gördüm, Çerkezköy’e uğrayınca. İçim bir güzel, bir hoş, bir huzurlu oldu, değmeyin gitsin. Adama ömrünün sonbaharında sendikacılık anlattırdım. “Eskiden ruh vardı,” dedi.  Yanılmışım meğer, tekstil işveren sendikasında değil işçi sendikasında, hem de örgütçüymüş.“ANIT YAŞLI” yazısının devamını oku

DEVİR MEVSİMİ

Cunda’ya varışımız, bir sabaha karşı. Minibüs içinde uykulu yorgun bekleşiyoruz. Günü doğuracağız. Pateriça koyuna yayılıp görüntü, güneş, ışık ve gölge avlayacağız. Serçeler gibi hevesli silah arkadaşlarım. Aynı isimli, birbirinden ayrı yerde oturmuş iki mahalleli bir yer Pateriça. Nasıl yani? Bu kadar isim bolluğunda ayırt edici isim mi bulamadılar? “Pateriça Birinci Köy”, “Pateriça İkinci Köy”. Üstünde“DEVİR MEVSİMİ” yazısının devamını oku

AMED’TE YAŞAM -SUR’DAN ÖNCE

[16 Aralık 2013] Kürsücüler çarşısının nargileci kahvesi, hemen karşısında Urfa kebapçısı. Kebapçı 50 yıllık, arayın, sorun, kaçırmayın; önerilen tatlardandır. İnsanlar çok candan, [o zaman için] barış süreci sert Kürt türkülerini göz önünden biraz geriye çekmiş. Duvarlar hala YDG-H sloganlarıyla dolu olsa da insanlar rahat, özgüvenli, umutlu.. [idi-] Hançepek diye bir mahalle var, Süryani ve Ermenilerin“AMED’TE YAŞAM -SUR’DAN ÖNCE” yazısının devamını oku

ÖLÜM

Bilinmezlikleriyle ünlü ölüm ülkesi..Sevgiden öte sürekli ölüm.Korkudan öte sürekli ölüm..Ölçüden öte sürekli delirim… Aslında, Erik Erikson’un İnsanın Kırk Evresi vardır. Onu gereksiz, onunu siz biz anlamayız, onu toplam üç evrede özetlenebilir. Onunu ise kendisi üşenmiş, yazmamış. Geriye elde kalıyor; doğum, yaşam, ölüm. Ayrıntılı listenin akademik önemi var tabii. Varolmanın dayanılmaz netliği ölüm. Ah ölüm. Yerçekimi“ÖLÜM” yazısının devamını oku

YÖRÜK HASAN

Çukur Ceylan köyünün en nevi şahsına münhasır, kısmen bunak, kısmen deli, ama cin gibi de akıllı, mani ve tekerleme deposu yaşlısı. Tabii bedeni tarih oldu. Esas adı Hasan Kurt idi. Bir dolu torunu, yeğeni, akrabası hala köylümüzdür. Uyudum uyudum uyandımKahve dengine dayandımHasan dayı ben seni… sandımıdım Ah Yörük Hasan dedem, nereden bulvraan da bütün manilerini“YÖRÜK HASAN” yazısının devamını oku

ETOBUR EVRİM UYGARLAŞMA

[16 Aralık 2013] İnsan temelde diğer maymunlar yani primatlar gibi otobur bir hayvan. Tarihin bir yerinde hem ağaçtan indi/düştü, hem dişi eti tattı. Hepçil oldu. Tek eksiği belki de leşçil olmak. Her türlü hayvan kategorisi ve sınıfıyla rekabet ediyor. Homo erectus sapiens etobur hale gelmeseydi yani maymun kalsaydı beyin kapasitesi gelişemezdi. Maymunlar kadar kavgacı ve saldırgan“ETOBUR EVRİM UYGARLAŞMA” yazısının devamını oku

EFELİK RUHU

Zeybek dinlemenin zevki, tutku haline gelişi.. Yalnızca bir nokta olan bireyin gücü, inadı, kendinden geçmişliği, gözükara oyunbozanlığı olarak milliyetçilik gibi. Bu haller içimde efeyi ve zeybek dinlemeyi bayraklaştırıyor. Hemen baştan sululuğu ama.. Hayd’efem! (Sok veya tak artık şunu demeye gelir..) Efe demek psikopat, sosyopat, antisosyal, adaleti zorla ve kendi eliyle sağlamaya kalkışan eşkıya demek. Hele“EFELİK RUHU” yazısının devamını oku

YASAK AŞK İKİZ İNTİHAR

Aşk uğruna ölmek saçma, öldürülmekse makul diye düşünüyordum. Yaşam, saçmanın öldürülme düzeyindeki bir yorumunu karşıma çıkarttı. Bir yasak aşk çifte intiharı öldürülmenin “çaresizlikle ölme ama öldürecek olanları çaresiz bırakarak öldürme” gibisini gösterdi. Şu haberdeki iki yasak aşk intiharı kahramanından ölen kadın ilimizden, yöremizden. Babası yörük ve US denilen efeydi. Kocası kumarbazmış, kadın onun çok borcunu“YASAK AŞK İKİZ İNTİHAR” yazısının devamını oku

TÜL-ZAR MEVSİMİ

Mardin – Urfa bizim kendi ortadoğumuz. İki hatta üç uzakdoğumuz var. Artvin uzakdoğusu, Van-Doğubeyazıt uzakdoğusu ve Şırnak-Hakkari uzakdoğusu. Ortadoğumuz hem biraz Kürt, hem biraz Hristiyan (eskisinden, özgününden, sanatkar Süryanisinden), hem biraz Arap. Biraz batıdan bakınca Arap keyifçi de demek, geri de demek, biraz akıncı ve işgalci de demek. Suriye mültecilerini sofrayı daraltan, açıkgöz akıncı ve“TÜL-ZAR MEVSİMİ” yazısının devamını oku

AYLAK KAÇIŞ MEVSİMİ

Ey ruh, ağlamsı yazma. Ey ruh, karışmamayı, izlemeyi ilgisizlik, korku alma. Kendin gibi olurken açık, devrede ol. Kapanmayayım diye kasma, kapanacaksın. Kapan var. Kapanışta kısılıp kalma, yeter. Ey ruh, temiz ol; pisliğinden olasılık olarak ve bedenen kaçma. Karşılaştığının senin üstünde ne kadar hakkı var? Soluk almak, eğleşmek, kenara çekilmek mümkünmüş. Boş gezerke gülmekte, oturup şakalaşmada“AYLAK KAÇIŞ MEVSİMİ” yazısının devamını oku

KATİL OLAY YERİNE DÖNER

Katilin olay yerine dönmesi, yani suçlunun olay mahalline geri dönmesi tanıdık ta, ölen maktul suç mahalline dönmez ki. Burada sanaldan bir denge işlemekte: Hortlak, maktulün kamuoyunu aşırı rahatsız eden bir katilden sonra olay yerini ziyareti hatta işgalidir. Gençlik, çocukluğun cinayet mahalline geri dönüşüymüş. O yüzden, gençler tutulur kalır, yaptıklarını anımsayamaz, kim olabileceğini bilmezlermiş. Zamanla alıp“KATİL OLAY YERİNE DÖNER” yazısının devamını oku

MİCHELANGELO ANTONİONİ

[20 Ocak 2014] (29 Eylül 1912 – 30 Temmuz 2007) İtalyan yeni gerçekçiliği içine doğsa da doğrudan kendi gerçekliğine dalan, ha bire araştıran, doğal eğilimleri nedeniyle başka şeylerin, başka görüntülerin peşindeki yönetmen. Filmlerinin en güzel ve kendine has özelliklerinden bana göre başta geleni gerçek zaman ile film zamanını eşitlediği, birbirine yaklaştırdığı, amaçsız görünen, akıp giden“MİCHELANGELO ANTONİONİ” yazısının devamını oku

NATHALİE GRANGER (1972) – Marguerite DURAS

[3 Mart 2014] O sıralar (1972 gibi)  Christiane Jaque’ın sınırda pornografik Nathalie’si gibi başka Nathalie filmleri olduğundan, M. Duras’ın büyük arzusuna karşın filmin adı Nathalie kalmamış, Nathalie Granger yapılmış. Film Duras’nın kendi evinde çekilmiş. Ekibin yemeklerini de Duras elleriyle yapmış. Marguerite Duras herkese kendini iyi, değerli hissettiren, hediyeci, doğal ekip başı gibi biriymiş. Lakin paradan“NATHALİE GRANGER (1972) – Marguerite DURAS” yazısının devamını oku

SEV AYRIL ZILGITI

Önden bir giriş hazırlığı. Hazırlanın. Hayatın sürprizli olması güzel. Her şeyi bilmemek biraz iyi. Denk geldiğim duygusal acıya katlanıyor muyum, kabarıyor muyum. Denemem gerek. Sen de dene. Seks sevgiden ayrılmalı. Ama çoğu erkek ayıramaz. Teorik olmak ayrılmalıdır. Bir arada gidiyorsa ne ala. Kadınlar seksle sevgiyi biraz daha kolay ayırır. Karıştırmazlar daha doğrusu. Karıştıranı karıştırırlar. Şu“SEV AYRIL ZILGITI” yazısının devamını oku

İNDİA SONG (1975) – Marguerite DURAS

[2 Mart 2014] Bir Marguerite Duras filmi izlerken apayrı bir altyazıya, bir yol gösterene ihtiyacın var. Ben Alan Resnais ve M. Duras’nın filmlerinin katışıksız sinedebiyat, hatta Duras’nınkilerin sinedebiyatro olduğunu düşünüyorum. Zor ama çekici filmlerdir. Bu durgun, anlaşılmaz filmi, sırf o acılı bağırışlar ve öncesindeki tirat için bile izlenir. M. Duras’nın kendisi hem yönetmen hem de“İNDİA SONG (1975) – Marguerite DURAS” yazısının devamını oku

SEVGİDE OLUŞLAR

Aşk bitebilir. Aşk bitmeyen şeydir diyemeyiz. Yaktığına göre, yakarken, aşk kendini de yakabilir. Benim platonik aşkım bitmişti, mutlu yokluğa kavuştu. Evlenip boşandığım aşk bitmedi. Asıl ulaşılmaz olan, umut ettiren ulaşmış göründüğüm aşkımdı. Yanındayken özlemek denen. Tuzlu su gibi, sevgi içmek susuzluğu kandırmayan. Veya ulaşılmazlık sebebi ben kendimdim. İçimde layık değil ondan aşağı ve bir yandan“SEVGİDE OLUŞLAR” yazısının devamını oku

23 NİSAN RESMİ

Metroda, 23 nisan çocuk resimleri sergisinde dikkat çekici çok çocuğa rastladık. Yüzleri değil, resimleri aracılığıyla. Birisi Van Gogh ruhluydu. Diğer birisi bana göre kaçak güreşen tembel sıkılanın teki olduğu halde kübist çağdaş bir resme yakınsamıştı. Titiz bir ressam vardı; aynı titiz yeşile boğduğu resmini ayrıntılı ve sıkıştırıcı, saran, kuşatan fütürist bir gök manyetik treniyle donatmıştı.“23 NİSAN RESMİ” yazısının devamını oku

1 MAYIS

1 Mayıs İşçi ve Emekçi Kediler Bayramı kutlu olsun.“Mama! Hakkımız. Miyav miyav alırız! Mama! Hakkımız. Miyav miyav alırız!” 1 Mayıs 2021 özetim: Emekçiler garip bir paradoksla evlerine kavuşuyor.Neokapitalizm ise evlere sızmayı geçti, işgal ediyor.Eski mevzileri kazanma umuduyla sesli sessiz savaşıma devam. Yaşasın, doğsun 1 Mayıs! Bu Covid 128 salgın günlerinde emekçiler, hep öyleyse de iki“1 MAYIS” yazısının devamını oku

AVŞAR KAMI

Avşar kızı niyetine Avşar kadınını yazayım… Görmediğim kahramanın adı Hüsne. Çok şey bilen, şaman derecesinde yetenekli, çevresindeki herkesin güvenci ve başvuru noktası ulu kadınlardanmış. Otacı ve tıbbi yetileri, vakti zamanında Ankara Hacettepe Tıp Fakültesi hocalarının dikkatini çekmiş. “Gel, sana okuryazarlık öğretelim. Fakülteye gel, bildiklerini anlat ve göster. Sana burada kendine göre bir yer, Lokman Hekim“AVŞAR KAMI” yazısının devamını oku

GEÇİT MEVSİMİ

[10 Mart 2014] Merhaba Kars. Sen özelsin, kıyıda sanma. Sen evrenin uzağına saçılmadın. Alan Watts güvenceliyor, sen de ben de Big Bang Patlamasının ardılları değil ta kendisiyiz. Halden hale geçtim, iyiden kötüye. Tekrar tekrar geçiyorum. Kolay olmuyor. Her istediğimde geçemiyorum. Bazen geçemeyiş hallerim bir dilim, bir bölüm oluyor. Arada hepi topu Arpaçay vardı; Halıkışla’dan Bagaran’a“GEÇİT MEVSİMİ” yazısının devamını oku

EŞ ÇIKMASI – EŞ KATMA

[10 Şubat 2014] Eş, göbek hizasında ve diplerinde, karın içine doğru yerleşimli, elle yoklamada bulunabilen hissedilebilen, attığı söylenen, tıbbi karşılığı abdominal aort olabilecek nokta veya bölge. Bir eşdeğer olasılık da plexus coeliacus yani solar plexus. Bazı aşina doktorların atağan adıyla karşıladığını duymuştum. Yerel kültüre ait başka bir kavram olan hafirganın hafakan ve atağana benzeyen bazı yönleri“EŞ ÇIKMASI – EŞ KATMA” yazısının devamını oku

HAYATIMIN EN GÜZEL AKŞAMI (1972) – Ettore SCOLA

[5 Ekim 2013] Ettore Scola’nın 1972 yapımı La Piu Bella Serata Della Mia Vita filmi. Senaryosunda Friedrich Dürrenmatt’ın imzası katkısı var. Dahası film galiba Dürrenmatt’ın La/Die Panne diye bir oyununa dayalıymış. Film de senaristin ülkesi İsviçre’de geçer. Bir İtalyan tüccarın İsviçre Alpleri tarafına düşer. Bir kadın süreğinde veya yem peşinde koştururken.. Dağların arasında, bir şatoda“HAYATIMIN EN GÜZEL AKŞAMI (1972) – Ettore SCOLA” yazısının devamını oku

LA STRADA (1954) – Federico FELLİNİ

[23 Ocak 2014] Türkçede Sonsuz Sokaklar adıyla biliniyor. Ne güzel diyalogları var öyle. Aralarından gereksizlere göz atalım: “Hep böyle at gibi ayakta mı yersin?” “Yalnızca karar almak için mi erkeklere ihtiyaç duyarsın?” “Aynı yerde uzun süre kalırsanız orayı seversiniz ve Tanrı dahil asıl olan şeyleri unutursunuz.” Filmin ilk yarısında basit bir sirk eğlendirme oyunu vardı:“LA STRADA (1954) – Federico FELLİNİ” yazısının devamını oku

KEDİ ÇİFT KEDİ ÇOCUK

Eğrilce sivilcen uyurlu olsun,Sivil kaplamalı..Ece Ayhan’a sivik nanikler yaparaktan – Kısa kısacık kısa öpüşler..Dolu tuz damlacıklarıGöz kuyularında bakış kazmalar Kedi çocuk, bütün saatler durdu. Kedi çocuuk!Dön gel, eve gidelim artık.Bütün saatler durdu, görsene,– bak çok kötü şeyler olacak.Dinozorlar gelecek… Oyundan hiç beni duyar mı?– Saatler durdu derim, ne var!Kedi çocuk, durmaz kedi çocuk,Çok kedi çocuk.

Ali Şimşek’ten TARKOVSKİ

[28 Ocak 2011] Author (auteur) sineması bu. Onlar yani yazar veya Tanrı sinemacılar sınıfından. Yarık, dikey, ani kamera hareketi. Derine inen, gömülen sinemadır. Heidegger okumuş ama, amatörce olsa gerek. 68 olaylarından 6 yıl önceki İvan’ın Çocukluğu filminde Peace (barış) işareti var dikkat edilirse. Gelenekten Varoluşçu. Bürokrasi sorunu ve olası bürokrasi nefreti. İvan’ın Çocukluğu‘nda Haç göstermesi“Ali Şimşek’ten TARKOVSKİ” yazısının devamını oku

İKİ PEHLİVAN

[7 Ocak 2014] Konuk pelvan evin (çatısının) merdeğini kendisi eliyle kaldırıp dikmenin altına ayakkabısını koymuş. Sabah ise koyduğu yerden alamamış. İnsan bedeninden enli taşı sırtında ark üstüne köprü niyetine aykırıca koyuvermiş. Ev sahibi pelvanın konuğa taban dayayan karısı değil kız kardeşiymiş. Yerli olan, anamın arkadaşı Hasibe halanın kocası Hoca Mehmet’in amcası Koca Abdullah. Olaylar Ören“İKİ PEHLİVAN” yazısının devamını oku

KARBEKİR

[3 Ocak 2014] Ben senin gelemediğinim. Iskalayıp anımsadığın.. Ben zaten oradaymışım da uyanmamışım. Kendimden, dikkatimden sıyrılmışım. Surun bir adım kenarında, hemen dışında. Dışındayken de dışında olamıyor insan. Aklın gönlün içeride. Ötekinin ben olduğumu anlamadan ötekilerde.. Meğer kendime gelmeyi. Kendime geldiğimi ıskalamayı. Sonradan farkına varmayı beklermişim. Güzellerle, güzelliklerle istediğim kadar oynayıp oyalanayım. İznim var. Akılla, fikirle“KARBEKİR” yazısının devamını oku

KNUT HAMSUN ve AÇLIK

[19 Aralık 2013] Açlık kitabını okuyorum. Bildik Hamsun doğallığı, sadeliği. Ve artık büyük oranda terk edilmiş çocuksuluğu, temizliği, yüce gönüllülüğü. Dünyada ve yaşamda hiç karşılığı kalmamış bile olsa – ki var, azalan değerler ölmüş olmuyor – Açlık’ın Hamsun’u ve anlayışı bir kenarda durmalı, kendince demlenmeli ve beni çağırmalı. Herkesin bir Ylajali’si gönlünde acil durum için“KNUT HAMSUN ve AÇLIK” yazısının devamını oku

EŞEKOĞLU

[18 Aralık 2013] Tarih öncesinde eşekler orantısız fazla yük taşımaktan bıkıp usanmışlar, sonunda grev mrev derken insanoğlu ile masaya oturmuşlar. Kapı gibi anlaşma imzalanmış: “Eşekler bundan keri (sonra) beş kile buğdaydan fazla yük taşımayacaktır.” Bu ölçü tarihsel çağlarda çok zalim düzeylere çıkmış olabilir. Ben 1980’lerde gençliğimde 10 kilede bırakmıştım, Fethiye geleneği oydu. Yani anlaşmaya göre“EŞEKOĞLU” yazısının devamını oku

İLİŞKİ ve İÇE AÇILIM

“Evrenin mutluluğudur sevgi. Ama mutlulukla her şey bitmez. Bir buluşmadır sevgi. Ama eşit ölçüde bir ayrı düşme yoksa, buluşma da olmaz. (…) Sevginin kesin egemenliği hiçbir zaman gerçekleşemez.” D. H. Lawrence – Anka Kuşu İlişki demek “çıplak bilgi” demek. Tiksinilebilir kuytularını açmak, göstermek, ilişkide bunu göze almak demek. Sevişmeden, soyunmadan olamaz olan şey. Kendiyle ilişkide“İLİŞKİ ve İÇE AÇILIM” yazısının devamını oku

ÇANDIR SEKİZİ İHANETİM

Annem ona kaynata olan dedemin evinde eski çocukluk ve genç kızlık bolluklarını bulamıyormuş. En bol bulunan süt bile denetim altında. Yenen, içilen kısıtlanıyor. Hem genel durumdan, hem belki geline açık vermemekten, belki biraz şımartmayacağız, disipline edeceğiz diye. Annem çocuklarına sütü gizlice geceleri soğuk şekerli süt olarak içiriyor. Sade yağda yumurtayı evde kimse yokken pişiriyor, veriyor.“ÇANDIR SEKİZİ İHANETİM” yazısının devamını oku

MESNEVİ VE ŞERHİ’NDEN

Birisi geldi; bir dostun, bir sevgilinin kapısını çaldı; sevgilisi, kimsin a güvenilir er dedi. Adam, benim deyince, git dedi; şimdi çağı değil; böylesine sofrada ham kişinin yeri yok. Ham kişiyi ayrılık ateşinden başka ne pişirebilir; ikiyüzlülükten ne kurtarabilir? O yoksul gitti; tam bir yıl yollara düştü; sevgilinin ayrılığıyla kıvılcımlar saçarak cayır cayır yandı. O yanmış-yakılmış“MESNEVİ VE ŞERHİ’NDEN” yazısının devamını oku

DÜŞTE FİLM ve LİMANDA GECİKME

DÜŞTE FİLM [22 Kasım 2013] Düşümdeki filmdeki veya belgeseldeki aydın Cunda/Ayvalık’tan tanıştığımız Artur veya Artur’un tıpkısı benzeri. Filmdeki aydın, “Sistem iki kere rafine,” diye anlatıyor. “Hem bütün açıkları devletten, sistemden yana kapatacak yorumlara ve önceliklere sahipler. Hem bir eleştiriye maruz kalmak onları yeniden tepki vermeye, yeni düzenlenime yönlendiriyor.” Ben bunu duyunca, filmi biraz durdurup diyorum“DÜŞTE FİLM ve LİMANDA GECİKME” yazısının devamını oku

KORKİREM

Aşağıdaki Mirze Alekber Sabir’in GORXURAM şiirinden bestelenmiş Azeri türküsüne (Vezir Parmağı filminde kullanılmış) göz attıktan sonra yazacaklarıma geçebilirsiniz: Bu parçadaki KORKİREM korkusu olasılıkla bir erkeğin bir kadına teslim oluşunda olduğu gibi, yeni bir dinin evrenine girmenin korkusu. Artık bu evrene girilmiş, ama taşlar yerine oturmamış. Türkünün ruhunda bulunan korkudan fazla olan müstehzi aşağılama yeni dini“KORKİREM” yazısının devamını oku

BİREY vs TOPLUM, ve SANATÇI

Asri zamanlarda, salgın günlerinde, yeni dünya düzensizliğinde her şey darmadağın. Ama hiçbir şey bitmedi, bitemiyor. Kardeşim, moralini umudunu devlete, hazır düzene veya kitlelere bağlama. Yaşama, can aitliğine bağla. Gülmeyi, gülmeceyi anımsa, yürü, ak! Belirsiz, kaotik bir şey bu. Belli ki üzüleceğiz. Her şekilde fazlasıyla üzüleceğiz. Sonra dünyadaki, yaşamdaki yeni’yle karşılaşacağız. Biz yoksak devrilmişsek, can kardeşlerimiz“BİREY vs TOPLUM, ve SANATÇI” yazısının devamını oku

CUMA – PAZAR

Cuma günü boy abdesti almak, demek sünnet grubundan uygulamaymış, hadisi varmış. Ben babamın, annemin uyması dolayısıyla uyuyormuşum.  Cumaları, her cuma olmasa da ikisinden birinde ailenin erkekleri, çocuklar dahil cumaya giderdik, yunup paklanıp giyinerek cumaya hazırlanırdık. Cuma ve bayram günleri işler tavsayacağından, aksayacağından, canı sıkkın babamın yanına yaklaşılmaz olurdu. Her cuma olmasa da her bayram döneminde“CUMA – PAZAR” yazısının devamını oku

İNSAN MI PEYGAMBER Mİ?

Hz. İbrahim’in Yahudilik ve Hristiyanlıkta İshak’ı, İslam’da ise İsmail’i kurban ettiğine inanılır. İbrahim İslam’a göre peygamber, Yahudi ve Hıristiyanlıkta din büyüğü imiş. Gene Yusuf Yahudilere göre din büyüğü, İslam’a göre peygamber. Bunlar ne fark ettiriyorsa? Ben kendimi çıplak haldeyken bile rütbeye, etikete bakıyor gördüm. Keza Yakup hakkındaki farklar benzer biçimde.  Burada şu fark oluyor edebilir.“İNSAN MI PEYGAMBER Mİ?” yazısının devamını oku

RÜYAYA İLK ADIM

[Yazıya vesile olan Selin Erkişi’ye minnetlerimi sunarım.] Rüyanda ev veya araba gördüğünde o genellikle benliğin, ruhundur. Benliğinle, yaşamınla ilgili şeyler söyleyecektir. Senin rüya evinin girilmedik, kullanılmadık odası muhtemelen saf veya ilgisiz kalmış, dokunulmamış, kimseye açmadığın, dokundurtmadığın ruh kısımların demek olabilir. İyiye karşı kötü, veya kötüye karşı iyi kontrastları içerebilir. Üstünde fikir oynatmak, çağrışım yapmak gerek.“RÜYAYA İLK ADIM” yazısının devamını oku

KAGEMUSHA (1980) – AKİRA KUROSAVA

Filmde dublör/gölge savaşçı rüyasında efendi Shingen’in canlanıp peşine düştüğünü görür. Olağanüstü bir kabus-rüya sekansıdır. Renkleri Akira Kurosava’nın Yume (Düşler) filminden daha rüya ve daha resimdir. Dublör hem efendi Shingen’in peşinden gelmesinden tırsar, hem dönüp gidecek olunca o peşine düşer. Yokluğuna da katlanamaz. Kabustan uyandığında tek gördüğü kendisi ve gölgenin aslı olduğu halde, milyonlarca kişinin etrafını“KAGEMUSHA (1980) – AKİRA KUROSAVA” yazısının devamını oku

ARİRANG (2011) – Kim Ki-Duk

“Aldırmaz sevgilim, Affet seni terk ettim. Arirang tepeleri, arirayo!” Her ikimiz ölünceye dek ayaklarımız acı çekecek. Tabanca yapımı meğer bir demir oymacılığıymış, arınma ve odaklanmaya hizmet edebilirmiş. Kim Ki-Duk’un önemli bir iddiası: “Yaşam hep sadizm ile mazohizm arasında salınır.” Ya kendine daha çektirirsin, ya karşındakine eziyet edersin. Bu durumda yaşam sarmalında büyütücü, oldurucu gözle gördüğümüz“ARİRANG (2011) – Kim Ki-Duk” yazısının devamını oku

YAY / THE BOW / HWAL

Samaria’nın Vasumitra (fahişe) kızı Hwal’da Vasudeva’nın (Kayıkçı Budha) çömezi pozisyonunda oynuyor. Gene monk/çömez, usta/çırak ikililerinden. Buradaki gerçek öksüz değil, buluntu, 10 yıldır teknede yaşatılan; ileriki kocası rolündeki ihtiyarın bütün sanatlarına az çok aşina; varı yoğu, dünyası o tekne ve ustası olan bir kızcağız. Bu teknenin arada bir gelen müşterileri var. Balık tutmanın kolay, avantajlı olduğu“YAY / THE BOW / HWAL” yazısının devamını oku

KİM Kİ-DUK VE SAMARİA FEDAKAR KIZ

Kim Ki-Duk’ta ağlama sahnesi/durumu çok önemlidir. Nerdeyse korku ve dehşetin sağladığı aydınlanmaya denk bir aydınlanma sağlar. Varoluşa katılmanın altı çizili görüntüleridir. “İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış, ve İlkbahar”da insanın her büyüme evresi adeta ağlama, ağlamalı bir açmaz tarafından mühürlenmiştir. Konuşmanın, iletişimin az olduğu Kim Ki-Duk sinemasında ağlama, gözyaşı yağmur ve vaha gibidir. İletişim azlığına bakılırsa ağlama“KİM Kİ-DUK VE SAMARİA FEDAKAR KIZ” yazısının devamını oku

ZİYARET DÜŞÜ

[3 Nisan 2013] Motosikletle bir yerden Mustafa’ya bir şey götürüyorum, veya ondan bir şey alacağım. Galiba motorda arkamda bir kızı da oraya taşıdım. Mustafalara varıyorum, iki katlı bir dairede oturuyorlarmış. Vardığımda vakit biraz geç olmuş. Evde yatma toparlanmaları var. Konukseverler, ama alışkın olduğum şekilde gösteremiyorlar. Ben utanmayla karışık özenle içeri girip üst kata çıkıyor, alacağım“ZİYARET DÜŞÜ” yazısının devamını oku

Çingeneler ve GATLİF – Yalçın Savuran

[Yalçın Savuran seminerinden serbest notlardır.] İsfahanlı Hamza ve Firdevsi’de geçen bir çingene kökeni meseli varmış: Behram Gur’un yasası: “Yarı gün çalış yarı gün ye iç eğlen.” İran’a çalgıcı lazım oluyor. Hint kralına on iki bin çalgıcı göndermesi için mektup yazıyor.. Jadlardan Cengariler gönderiliyor. Bunlar yerleşmiyorlar. Ekme biçme yok. Çünkü onlara hayvan verilse kesip yiyorlar, tohumluk“Çingeneler ve GATLİF – Yalçın Savuran” yazısının devamını oku

YURT YEMEKLERİ

Hey günler. 1980’lerin sonları. Edirnekapı Öğrenci yurdunda eğleşiyoruz. Odamda benden başka bir amatör tiyatrocu basın yayıncı, bir amatör filozof hukukçu, bir komünist hukukçu (aynı zamanda part-time öğretmen), bir pazarlamacı imami, bir top tepikçi mimar (kendini büyük sorunlardan soyutlamış). Yan koğuşta ise memleket havalarını koklatan, yöre ağzını kaybetmemiş, başka türlü konuşamayan Burdurlu veteriner İboDaban. Birimizin erkek“YURT YEMEKLERİ” yazısının devamını oku

SARTRE – VARLIK VE HİÇLİK

[Alıntı yazısı derlemek keyfe kalmış bir şeydir. Yalnız konu Sartre’ın Varlık ve Hiçlik’i olunca hem bütünüyle kitaba, hem seçkilerine çok büyük önem atfediyorum.] Varolanı açığa çıkaran görünmeler ne içerinindir ne dışarının, hepsi de eşdeğerdir, hepsi de başka görünmelere gönderir ve hiçbiri ayrıcalıklı değildir. Aynı anda saklıgücün [puissance] ve edimin ikiliği de ortadan kalkacaktır. Her şey“SARTRE – VARLIK VE HİÇLİK” yazısının devamını oku

YUSUF’UN KOKUSU

Yakup peygamber Yusuf’u kuyuya atıldıktan sonrası bir yana, doğmadan önce bile yıllarca bekledi ve özledi. “Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, YakupBazen karıştırıyorum.” Edip Cansever “Yakup diğerlerinden yersiz ama haklı bir kuşku duyuyordu. Onun kuşkusuna göre, Yusuf’u parçalayan erkek domuz on kafalı bir hayvandır; Bünyamin’in ‘evde’ kalmış olması bu hayvanın onbir kafalı olmadığının bir işaretiydi.” Thomas Mann – Yusuf ve Kardeşleri Thomas Mann’ın Yusuf ve Kardeşleri romanında sabırla“YUSUF’UN KOKUSU” yazısının devamını oku