TÜRKLER GELİYOR

Türkler şu coğrafyayla betimlenebilir:“Üç deniz arasında denizsiz”Ve eki: “Denize sıçan” Türkler o kadar da tembel bir halk değildir. Verimliliği ayrı tutuyorum.“Pazar günü sadece fahişeler ve Türkler çalışır.” Yeni bir Rus atasözü Kadim zamanlardan beri Akdeniz’de öğle uykusu veya siesta (altıncı saat) geleneği vardır. Yunanlılar daha sadık, ama Akdeniz Bölgesi’nde köylerde Türkler de siestaya uymaya ve“TÜRKLER GELİYOR” yazısının devamını oku

SÖZCÜKLERİN RUHU

Sözcüklerin birer ruhunun olması, kişilik gibi belli, tutarlı özelliklere sahip olma bakımından varlığı söz konusu edilebilecek ve öne sürülebilecek iddia. Aslında temel birim olan harflerin de ruhu var, harfler ruhu olan birim-elementler sesler. Zaten ses eşdeğeri harfler ruhları nedeniyle sembolizme giriş niteliğinde. Dil, hele yazılı dil sembolizmin en üst üste kıvrılmış ve ileri hallerinden biri.“SÖZCÜKLERİN RUHU” yazısının devamını oku

SÖZCÜK ERİLLEŞTİRME

[6 haziran 2014] Sözcük erilleştirme eril dil ile ilintili olmalıdır, veya olduğunu baştan kabul etmek en iyisidir. Erkek söylemi, cinsiyetçi söylem, ayrımcılık, sıradan faşizm. Bu netameli konularla bağıntısı olmasa sözcük erilleştirme çok eğlenceli bir oyun ve pratik olurdu. Burada biraz intihalen (aşırmaca, hırsızlama olarak) Türkçenin kuramlaştırılmamış bir sözcük erilleşme özelliğinden söz edeceğiz, kuramcık taslağı haline“SÖZCÜK ERİLLEŞTİRME” yazısının devamını oku

DÜŞTEN KEŞİF

[4 haziran 2014] Vagondasın. Gençlerin, kıkırdayan çiftlerin gülüşleri bir yabanilik sarar üstüne. Şöyle ayrılır, kenarda durursun, kesmez. Ellerin iki cebinde ıslık çalarak, merakla bir basamak aşağı sekersin. Çakılmadı san, role devam. Bir adım daha aşağı sek. Sessiz, araştırıcı bir volta iyi olacak. Kendini aynı vagonun veya trenin bir başka santiminde biliyorsun. Sonsuza dek değil ya, ufak“DÜŞTEN KEŞİF” yazısının devamını oku

– HANİCİK SENİKİ?

– İHİCİK BENİKİ! Fethiye köylerinde anababaların çocuk büyütmede en zorlandığı başlık akranlar arası yakınlık, cinsellik, romantizmle ilgili şeylerdir. Duymaktan en çok korkup kaçınamadıkları çocuk cümleleri ve diyaloğu ise bu yukarıdaki sorulu teklifler. Kaygı evrensel de, kaygıyı üreten veya aktaran cümlelerin yerel biçimi böyle. Aslında böyle şeyler hiç olmasa, eşleşmeyle çocuk hiç ilgilenmese, aşırı geciktiğinde önerecek“– HANİCİK SENİKİ?” yazısının devamını oku

ALİ ÖZGENTÜRK (İFSAK söyleşisi)

[30 Mayıs 2014 İFSAK söyleşisi izlenimleri] İki buzdolabı satıp kısa film çekmiş. İlki yetmeyince ikincisini de satma biçiminde. Bir kadro kurmuş. 6 kişi 21 günde çekmişler. Görmesi gerekiyormuş, sinemacı mıyım yoksa tiyatrocu muyum? Belki sadece öykünmekteyim. Kısa filminden Krakov Film Festivali’nde aldığı 2 bin dolar ödül ile geri iki buzdolabını eve koymuş. İlk filmini yapan“ALİ ÖZGENTÜRK (İFSAK söyleşisi)” yazısının devamını oku

HAYATTA

Asla! (ünlem), hayatta olmaz, ben ölmeden anlamlarını da taşıyan kalıp. Elbet olağan koşullarda “yaşamda” anlamına geliyor. Demek, hayatta sabit yok. Ak dersem kara kara dersem ak sırada. Neysen o değilsin, ne değilsen o olmak üzeresin, diyen Jean-Paul Sartre’a selam. Sorun varsa, sorun yok; hayattasın.Öldürmeyen sorun, yaşatır: bizim.Artık hayatta her şeyi daha kolay ve daha normal,“HAYATTA” yazısının devamını oku

BABAMGİL OĞLUYUM

[16 Nisan 2014] Çocukluğumdan görüntüler geçeceğim. Hepsi gerçek ve hepsi uydurma. An an, bakış açısı. Varsın çelişkili, zıt olsunlar. Babam da dedem gibi 43-44 numara Dora marka lastik ayakkabı giyerdi. Bu beni örtülü şekilde çok şaşırtan bir şeydi. Bir çocuk nasıl babasıyla aynı büyüklüğe erişir? Olmayacak olanaksız durum. Babam babasına o kadar saygılıydı, bu ise ayıp“BABAMGİL OĞLUYUM” yazısının devamını oku

ANIT YAŞLI

[13 Nisan 2014] Kırkkilise’de kardeş ziyaretinin peşinden. Arkadaş uğraması ve hasbihali yapacakken hayırlı bir satışa gelip. Yirmi küsur yıldır görmediğim Vural amcamı gördüm, Çerkezköy’e uğrayınca. İçim bir güzel, bir hoş, bir huzurlu oldu, değmeyin gitsin. Adama ömrünün sonbaharında sendikacılık anlattırdım. “Eskiden ruh vardı,” dedi.  Yanılmışım meğer, tekstil işveren sendikasında değil işçi sendikasında, hem de örgütçüymüş.“ANIT YAŞLI” yazısının devamını oku

DEVİR MEVSİMİ

Cunda’ya varışımız, bir sabaha karşı. Minibüs içinde uykulu yorgun bekleşiyoruz. Günü doğuracağız. Pateriça koyuna yayılıp görüntü, güneş, ışık ve gölge avlayacağız. Serçeler gibi hevesli silah arkadaşlarım. Aynı isimli, birbirinden ayrı yerde oturmuş iki mahalleli bir yer Pateriça. Nasıl yani? Bu kadar isim bolluğunda ayırt edici isim mi bulamadılar? “Pateriça Birinci Köy”, “Pateriça İkinci Köy”. Üstünde“DEVİR MEVSİMİ” yazısının devamını oku

AMED’TE YAŞAM -SUR’DAN ÖNCE

[16 Aralık 2013] Kürsücüler çarşısının nargileci kahvesi, hemen karşısında Urfa kebapçısı. Kebapçı 50 yıllık, arayın, sorun, kaçırmayın; önerilen tatlardandır. İnsanlar çok candan, [o zaman için] barış süreci sert Kürt türkülerini göz önünden biraz geriye çekmiş. Duvarlar hala YDG-H sloganlarıyla dolu olsa da insanlar rahat, özgüvenli, umutlu.. [idi-] Hançepek diye bir mahalle var, Süryani ve Ermenilerin“AMED’TE YAŞAM -SUR’DAN ÖNCE” yazısının devamını oku

ÖLÜM

Bilinmezlikleriyle ünlü ölüm ülkesi..Sevgiden öte sürekli ölüm.Korkudan öte sürekli ölüm..Ölçüden öte sürekli delirim… Aslında, Erik Erikson’un İnsanın Kırk Evresi vardır. Onu gereksiz, onunu siz biz anlamayız, onu toplam üç evrede özetlenebilir. Onunu ise kendisi üşenmiş, yazmamış. Geriye elde kalıyor; doğum, yaşam, ölüm. Ayrıntılı listenin akademik önemi var tabii. Varolmanın dayanılmaz netliği ölüm. Ah ölüm. Yerçekimi“ÖLÜM” yazısının devamını oku

YÖRÜK HASAN

Çukur Ceylan köyünün en nevi şahsına münhasır, kısmen bunak, kısmen deli, ama cin gibi de akıllı, mani ve tekerleme deposu yaşlısı. Tabii bedeni tarih oldu. Esas adı Hasan Kurt idi. Bir dolu torunu, yeğeni, akrabası hala köylümüzdür. Uyudum uyudum uyandım Kahve dengine dayandım Hasan dayı ben seni … sandımıdım Ah Yörük Hasan dedem, nereden bulvraan“YÖRÜK HASAN” yazısının devamını oku

ETOBUR EVRİM UYGARLAŞMA

[16 Aralık 2013] İnsan temelde diğer maymunlar yani primatlar gibi otobur bir hayvan. Tarihin bir yerinde hem ağaçtan indi/düştü, hem dişi eti tattı. Hepçil oldu. Tek eksiği belki de leşçil olmak. Her türlü hayvan kategorisi ve sınıfıyla rekabet ediyor. Homo erectus sapiens etobur hale gelmeseydi yani maymun kalsaydı beyin kapasitesi gelişemezdi. Maymunlar kadar kavgacı ve saldırgan“ETOBUR EVRİM UYGARLAŞMA” yazısının devamını oku

EFELİK RUHU

Zeybek dinlemenin zevki, tutku haline gelişi.. Yalnızca bir nokta olan bireyin gücü, inadı, kendinden geçmişliği, gözükara oyunbozanlığı olarak milliyetçilik gibi. Bu haller içimde efeyi ve zeybek dinlemeyi bayraklaştırıyor. Hemen baştan sululuğu ama.. Hayd’efem! (Sok veya tak artık şunu demeye gelir..) Efe demek psikopat, sosyopat, antisosyal, adaleti zorla ve kendi eliyle sağlamaya kalkışan eşkıya demek. Hele“EFELİK RUHU” yazısının devamını oku

YASAK AŞK İKİZ İNTİHAR

Aşk uğruna ölmek saçma, öldürülmekse makul diye düşünüyordum. Yaşam, saçmanın öldürülme düzeyindeki bir yorumunu karşıma çıkarttı. Bir yasak aşk çifte intiharı öldürülmenin “çaresizlikle ölme ama öldürecek olanları çaresiz bırakarak öldürme” gibisini gösterdi. Şu haberdeki iki yasak aşk intiharı kahramanından ölen kadın ilimizden, yöremizden. Babası yörük ve US denilen efeydi. Kocası kumarbazmış, kadın onun çok borcunu“YASAK AŞK İKİZ İNTİHAR” yazısının devamını oku

TÜL-ZAR MEVSİMİ

Mardin – Urfa bizim kendi ortadoğumuz. İki hatta üç uzakdoğumuz var. Artvin uzakdoğusu, Van-Doğubeyazıt uzakdoğusu ve Şırnak-Hakkari uzakdoğusu. Ortadoğumuz hem biraz Kürt, hem biraz Hristiyan (eskisinden, özgününden, sanatkar Süryanisinden), hem biraz Arap. Biraz batıdan bakınca Arap keyifçi de demek, geri de demek, biraz akıncı ve işgalci de demek. Suriye mültecilerini sofrayı daraltan, açıkgöz akıncı ve“TÜL-ZAR MEVSİMİ” yazısının devamını oku

AYLAK KAÇIŞ MEVSİMİ

Ey ruh, ağlamsı yazma. Ey ruh, karışmamayı, izlemeyi ilgisizlik, korku alma. Kendin gibi olurken açık, devrede ol. Kapanmayayım diye kasma, kapanacaksın. Kapan var. Kapanışta kısılıp kalma, yeter. Ey ruh, temiz ol; pisliğinden olasılık olarak ve bedenen kaçma. Karşılaştığının senin üstünde ne kadar hakkı var? Soluk almak, eğleşmek, kenara çekilmek mümkünmüş. Boş gezerke gülmekte, oturup şakalaşmada“AYLAK KAÇIŞ MEVSİMİ” yazısının devamını oku