ETOBUR EVRİM UYGARLAŞMA

[16 Aralık 2013] İnsan temelde diğer maymunlar yani primatlar gibi otobur bir hayvan. Tarihin bir yerinde hem ağaçtan indi/düştü, hem dişi eti tattı. Hepçil oldu. Tek eksiği belki de leşçil olmak. Her türlü hayvan kategorisi ve sınıfıyla rekabet ediyor. Homo erectus sapiens etobur hale gelmeseydi yani maymun kalsaydı beyin kapasitesi gelişemezdi. Maymunlar kadar kavgacı ve saldırgan“ETOBUR EVRİM UYGARLAŞMA” yazısının devamını oku

EFELİK RUHU

Zeybek dinlemenin zevki, tutku haline gelişi.. Yalnızca bir nokta olan bireyin gücü, inadı, kendinden geçmişliği, gözükara oyunbozanlığı olarak milliyetçilik gibi. Bu haller içimde efeyi ve zeybek dinlemeyi bayraklaştırıyor. Hemen baştan sululuğu ama.. Hayd’efem! (Sok veya tak artık şunu demeye gelir..) Efe demek psikopat, sosyopat, antisosyal, adaleti zorla ve kendi eliyle sağlamaya kalkışan eşkıya demek. Hele“EFELİK RUHU” yazısının devamını oku

YASAK AŞK İKİZ İNTİHAR

Aşk uğruna ölmek saçma, öldürülmekse makul diye düşünüyordum. Yaşam, saçmanın öldürülme düzeyindeki bir yorumunu karşıma çıkarttı. Bir yasak aşk çifte intiharı öldürülmenin “çaresizlikle ölme ama öldürecek olanları çaresiz bırakarak öldürme” gibisini gösterdi. Şu haberdeki iki yasak aşk intiharı kahramanından ölen kadın ilimizden, yöremizden. Babası yörük ve US denilen efeydi. Kocası kumarbazmış, kadın onun çok borcunu“YASAK AŞK İKİZ İNTİHAR” yazısının devamını oku

TÜL-ZAR MEVSİMİ

Mardin – Urfa bizim kendi ortadoğumuz. İki hatta üç uzakdoğumuz var. Artvin uzakdoğusu, Van-Doğubeyazıt uzakdoğusu ve Şırnak-Hakkari uzakdoğusu. Ortadoğumuz hem biraz Kürt, hem biraz Hristiyan (eskisinden, özgününden, sanatkar Süryanisinden), hem biraz Arap. Biraz batıdan bakınca Arap keyifçi de demek, geri de demek, biraz akıncı ve işgalci de demek. Suriye mültecilerini sofrayı daraltan, açıkgöz akıncı ve“TÜL-ZAR MEVSİMİ” yazısının devamını oku

AYLAK KAÇIŞ MEVSİMİ

Ey ruh, ağlamsı yazma. Ey ruh, karışmamayı, izlemeyi ilgisizlik, korku alma. Kendin gibi olurken açık, devrede ol. Kapanmayayım diye kasma, kapanacaksın. Kapan var. Kapanışta kısılıp kalma, yeter. Ey ruh, temiz ol; pisliğinden olasılık olarak ve bedenen kaçma. Karşılaştığının senin üstünde ne kadar hakkı var? Soluk almak, eğleşmek, kenara çekilmek mümkünmüş. Boş gezerke gülmekte, oturup şakalaşmada“AYLAK KAÇIŞ MEVSİMİ” yazısının devamını oku

KATİL OLAY YERİNE DÖNER

Katilin olay yerine dönmesi, yani suçlunun olay mahalline geri dönmesi tanıdık ta, ölen maktul suç mahalline dönmez ki. Burada sanaldan bir denge işlemekte: Hortlak, maktulün kamuoyunu aşırı rahatsız eden bir katilden sonra olay yerini ziyareti hatta işgalidir. Gençlik, çocukluğun cinayet mahalline geri dönüşüymüş. O yüzden, gençler tutulur kalır, yaptıklarını anımsayamaz, kim olabileceğini bilmezlermiş. Zamanla alıp“KATİL OLAY YERİNE DÖNER” yazısının devamını oku

MİCHELANGELO ANTONİONİ

[20 Ocak 2014] (29 Eylül 1912 – 30 Temmuz 2007) İtalyan yeni gerçekçiliği içine doğsa da doğrudan kendi gerçekliğine dalan, ha bire araştıran, doğal eğilimleri nedeniyle başka şeylerin, başka görüntülerin peşindeki yönetmen. Filmlerinin en güzel ve kendine has özelliklerinden bana göre başta geleni gerçek zaman ile film zamanını eşitlediği, birbirine yaklaştırdığı, amaçsız görünen, akıp giden“MİCHELANGELO ANTONİONİ” yazısının devamını oku

NATHALİE GRANGER (1972) – Marguerite DURAS

[3 Mart 2014] O sıralar (1972 gibi)  Christiane Jaque’ın sınırda pornografik Nathalie’si gibi başka Nathalie filmleri olduğundan, M. Duras’ın büyük arzusuna karşın filmin adı Nathalie kalmamış, Nathalie Granger yapılmış. Film Duras’nın kendi evinde çekilmiş. Ekibin yemeklerini de Duras elleriyle yapmış. Marguerite Duras herkese kendini iyi, değerli hissettiren, hediyeci, doğal ekip başı gibi biriymiş. Lakin paradan“NATHALİE GRANGER (1972) – Marguerite DURAS” yazısının devamını oku

SEV AYRIL ZILGITI

Önden bir giriş hazırlığı. Hazırlanın. Hayatın sürprizli olması güzel. Her şeyi bilmemek biraz iyi. Denk geldiğim duygusal acıya katlanıyor muyum, kabarıyor muyum. Denemem gerek. Sen de dene. Seks sevgiden ayrılmalı. Çoğu erkek ayıramaz. Teorik olmak ayrılmalıdır. Bir arada gidiyorsa ne ala. Kadınlar seksle sevgiyi biraz daha kolay ayırır. Karıştırmazlar daha doğrusu. Karıştıranı karıştırırlar. Şu sevgili“SEV AYRIL ZILGITI” yazısının devamını oku

İNDİA SONG (1975) – Marguerite DURAS

[2 Mart 2014] Bir Marguerite Duras filmi izlerken apayrı bir altyazıya, bir yol gösterene ihtiyacın var. Ben Alan Resnais ve M. Duras’nın filmlerinin katışıksız sinedebiyat, hatta Duras’nınkilerin sinedebiyatro olduğunu düşünüyorum. Zor ama çekici filmlerdir. Bu durgun, anlaşılmaz filmi, sırf o acılı bağırışlar ve öncesindeki tirat için bile izlenir. M. Duras’nın kendisi hem yönetmen hem de“İNDİA SONG (1975) – Marguerite DURAS” yazısının devamını oku

SEVGİDE OLUŞLAR

Aşk bitebilir. Aşk bitmeyen şeydir diyemeyiz. Yaktığına göre, yakarken, aşk kendini de yakabilir. Benim platonik aşkım bitmişti, mutlu yokluğa kavuştu. Evlenip boşandığım aşk bitmedi. Asıl ulaşılmaz olan, umut ettiren ulaşmış göründüğüm aşkımdı. Yanındayken özlemek denen. Tuzlu su gibi, sevgi içmek susuzluğu kandırmayan. Veya ulaşılmazlık sebebi ben kendimdim. İçimde layık değil ondan aşağı ve bir yandan“SEVGİDE OLUŞLAR” yazısının devamını oku

23 NİSAN RESMİ

Metroda, 23 nisan çocuk resimleri sergisinde dikkat çekici çok çocuğa rastladık. Yüzleri değil, resimleri aracılığıyla. Birisi Van Gogh ruhluydu. Diğer birisi bana göre kaçak güreşen tembel sıkılanın teki olduğu halde kübist çağdaş bir resme yakınsamıştı. Titiz bir ressam vardı; aynı titiz yeşile boğduğu resmini ayrıntılı ve sıkıştırıcı, saran, kuşatan fütürist bir gök manyetik treniyle donatmıştı.“23 NİSAN RESMİ” yazısının devamını oku

1 MAYIS

1 Mayıs İşçi ve Emekçi Kediler Bayramı kutlu olsun.“Mama! Hakkımız. Miyav miyav alırız! Mama! Hakkımız. Miyav miyav alırız!” 1 Mayıs 2021 özetim: Emekçiler garip bir paradoksla evlerine kavuşuyor.Neokapitalizm ise evlere sızmayı geçti, işgal ediyor.Eski mevzileri kazanma umuduyla sesli sessiz savaşıma devam. Yaşasın, doğsun 1 Mayıs! Bu Covid 128 salgın günlerinde emekçiler, hep öyleyse de iki“1 MAYIS” yazısının devamını oku

AVŞAR KAMI

Avşar kızı niyetine Avşar kadınını yazayım… Görmediğim kahramanın adı Hüsne. Çok şey bilen, şaman derecesinde yetenekli, çevresindeki herkesin güvenci ve başvuru noktası ulu kadınlardanmış. Otacı ve tıbbi yetileri, vakti zamanında Ankara Hacettepe Tıp Fakültesi hocalarının dikkatini çekmiş. “Gel, sana okuryazarlık öğretelim. Fakülteye gel, bildiklerini anlat ve göster. Sana burada kendine göre bir yer, Lokman Hekim“AVŞAR KAMI” yazısının devamını oku

GEÇİT MEVSİMİ

[10 Mart 2014] Merhaba Kars. Sen özelsin, kıyıda sanma. Sen evrenin uzağına saçılmadın. Alan Watts güvenceliyor, sen de ben de Big Bang Patlamasının ardılları değil ta kendisiyiz. Halden hale geçtim, iyiden kötüye. Tekrar tekrar geçiyorum. Kolay olmuyor. Her istediğimde geçemiyorum. Bazen geçemeyiş hallerim bir dilim, bir bölüm oluyor. Arada hepi topu Arpaçay vardı; Halıkışla’dan Bagaran’a“GEÇİT MEVSİMİ” yazısının devamını oku

EŞ ÇIKMASI – EŞ KATMA

[10 Şubat 2014] Eş, göbek hizasında ve diplerinde, karın içine doğru yerleşimli, elle yoklamada bulunabilen hissedilebilen, attığı söylenen, tıbbi karşılığı abdominal aort olabilecek nokta veya bölge. Bir eşdeğer olasılık da plexus coeliacus yani solar plexus. Bazı aşina doktorların atağan adıyla karşıladığını duymuştum. Yerel kültüre ait başka bir kavram olan hafirganın hafakan ve atağana benzeyen bazı yönleri“EŞ ÇIKMASI – EŞ KATMA” yazısının devamını oku

HAYATIMIN EN GÜZEL AKŞAMI (1972) – Ettore SCOLA

[5 Ekim 2013] Ettore Scola’nın 1972 yapımı La Piu Bella Serata Della Mia Vita filmi. Senaryosunda Friedrich Dürrenmatt’ın imzası katkısı var. Dahası film galiba Dürrenmatt’ın La/Die Panne diye bir oyununa dayalıymış. Film de senaristin ülkesi İsviçre’de geçer. Bir İtalyan tüccarın İsviçre Alpleri tarafına düşer. Bir kadın süreğinde veya yem peşinde koştururken.. Dağların arasında, bir şatoda“HAYATIMIN EN GÜZEL AKŞAMI (1972) – Ettore SCOLA” yazısının devamını oku

LA STRADA (1954) – Federico FELLİNİ

[23 Ocak 2014] Türkçede Sonsuz Sokaklar adıyla biliniyor. Ne güzel diyalogları var öyle. Aralarından gereksizlere göz atalım: “Hep böyle at gibi ayakta mı yersin?” “Yalnızca karar almak için mi erkeklere ihtiyaç duyarsın?” “Aynı yerde uzun süre kalırsanız orayı seversiniz ve Tanrı dahil asıl olan şeyleri unutursunuz.” Filmin ilk yarısında basit bir sirk eğlendirme oyunu vardı:“LA STRADA (1954) – Federico FELLİNİ” yazısının devamını oku

KEDİ ÇİFT KEDİ ÇOCUK

Eğrilce sivilcen uyurlu olsun,Sivil kaplamalı..Ece Ayhan’a sivik nanikler yaparaktan – Kısa kısacık kısa öpüşler..Dolu tuz damlacıklarıGöz kuyularında bakış kazmalar Kedi çocuk, bütün saatler durdu. Kedi çocuuk!Dön gel, eve gidelim artık.Bütün saatler durdu, görsene,– bak çok kötü şeyler olacak.Dinozorlar gelecek… Oyundan hiç beni duyar mı?– Saatler durdu derim, ne var!Kedi çocuk, durmaz kedi çocuk,Çok kedi çocuk.

Ali Şimşek’ten TARKOVSKİ

[28 Ocak 2011] Author (auteur) sineması bu. Onlar yani yazar veya Tanrı sinemacılar sınıfından. Yarık, dikey, ani kamera hareketi. Derine inen, gömülen sinemadır. Heidegger okumuş ama, amatörce olsa gerek. 68 olaylarından 6 yıl önceki İvan’ın Çocukluğu filminde Peace (barış) işareti var dikkat edilirse. Gelenekten Varoluşçu. Bürokrasi sorunu ve olası bürokrasi nefreti. İvan’ın Çocukluğu‘nda Haç göstermesi“Ali Şimşek’ten TARKOVSKİ” yazısının devamını oku

İKİ PEHLİVAN

[7 Ocak 2014] Konuk pelvan evin (çatısının) merdeğini kendisi eliyle kaldırıp dikmenin altına ayakkabısını koymuş. Sabah ise koyduğu yerden alamamış. İnsan bedeninden enli taşı sırtında ark üstüne köprü niyetine aykırıca koyuvermiş. Ev sahibi pelvanın konuğa taban dayayan karısı değil kız kardeşiymiş. Yerli olan, anamın arkadaşı Hasibe halanın kocası Hoca Mehmet’in amcası Koca Abdullah. Olaylar Ören“İKİ PEHLİVAN” yazısının devamını oku

KARBEKİR

[3 Ocak 2014] Ben senin gelemediğinim. Iskalayıp anımsadığın.. Ben zaten oradaymışım da uyanmamışım. Kendimden, dikkatimden sıyrılmışım. Surun bir adım kenarında, hemen dışında. Dışındayken de dışında olamıyor insan. Aklın gönlün içeride. Ötekinin ben olduğumu anlamadan ötekilerde.. Meğer kendime gelmeyi. Kendime geldiğimi ıskalamayı. Sonradan farkına varmayı beklermişim. Güzellerle, güzelliklerle istediğim kadar oynayıp oyalanayım. İznim var. Akılla, fikirle“KARBEKİR” yazısının devamını oku

KNUT HAMSUN ve AÇLIK

[19 Aralık 2013] Açlık kitabını okuyorum. Bildik Hamsun doğallığı, sadeliği. Ve artık büyük oranda terk edilmiş çocuksuluğu, temizliği, yüce gönüllülüğü. Dünyada ve yaşamda hiç karşılığı kalmamış bile olsa – ki var, azalan değerler ölmüş olmuyor – Açlık’ın Hamsun’u ve anlayışı bir kenarda durmalı, kendince demlenmeli ve beni çağırmalı. Herkesin bir Ylajali’si gönlünde acil durum için“KNUT HAMSUN ve AÇLIK” yazısının devamını oku

EŞEKOĞLU

Tarih öncesinde eşekler orantısız fazla yük taşımaktan bıkıp usanmışlar, sonunda grev mrev derken insanoğlu ile masaya oturmuşlar. Kapı gibi anlaşma imzalanmış: “Eşekler bundan keri (sonra) beş kile buğdaydan fazla yük taşımayacaktır.” Bu ölçü tarihsel çağlarda çok zalim düzeylere çıkmış olabilir. Ben 1980’lerde gençliğimde 10 kilede bırakmıştım, Fethiye geleneği oydu. Yani anlaşmaya göre bugün koşullarına göre“EŞEKOĞLU” yazısının devamını oku

İLİŞKİ ve İÇE AÇILIM

“Evrenin mutluluğudur sevgi. Ama mutlulukla her şey bitmez. Bir buluşmadır sevgi. Ama eşit ölçüde bir ayrı düşme yoksa, buluşma da olmaz. (…) Sevginin kesin egemenliği hiçbir zaman gerçekleşemez.” D. H. Lawrence – Anka Kuşu İlişki demek “çıplak bilgi” demek. Tiksinilebilir kuytularını açmak, göstermek, ilişkide bunu göze almak demek. Sevişmeden, soyunmadan olamaz olan şey. Kendiyle ilişkide“İLİŞKİ ve İÇE AÇILIM” yazısının devamını oku

ÇANDIR SEKİZİ İHANETİM

Annem ona kaynata olan dedemin evinde eski çocukluk ve genç kızlık bolluklarını bulamıyormuş. En bol bulunan süt bile denetim altında. Yenen, içilen kısıtlanıyor. Hem genel durumdan, hem belki geline açık vermemekten, belki biraz şımartmayacağız, disipline edeceğiz diye. Annem çocuklarına sütü gizlice geceleri soğuk şekerli süt olarak içiriyor. Sade yağda yumurtayı evde kimse yokken pişiriyor, veriyor.“ÇANDIR SEKİZİ İHANETİM” yazısının devamını oku

MESNEVİ VE ŞERHİ’NDEN

Birisi geldi; bir dostun, bir sevgilinin kapısını çaldı; sevgilisi, kimsin a güvenilir er dedi. Adam, benim deyince, git dedi; şimdi çağı değil; böylesine sofrada ham kişinin yeri yok. Ham kişiyi ayrılık ateşinden başka ne pişirebilir; ikiyüzlülükten ne kurtarabilir? O yoksul gitti; tam bir yıl yollara düştü; sevgilinin ayrılığıyla kıvılcımlar saçarak cayır cayır yandı. O yanmış-yakılmış“MESNEVİ VE ŞERHİ’NDEN” yazısının devamını oku

DÜŞTE FİLM ve LİMANDA GECİKME

DÜŞTE FİLM [22 Kasım 2013] Düşümdeki filmdeki veya belgeseldeki aydın Cunda/Ayvalık’tan tanıştığımız Artur veya Artur’un tıpkısı benzeri. Filmdeki aydın, “Sistem iki kere rafine,” diye anlatıyor. “Hem bütün açıkları devletten, sistemden yana kapatacak yorumlara ve önceliklere sahipler. Hem bir eleştiriye maruz kalmak onları yeniden tepki vermeye, yeni düzenlenime yönlendiriyor.” Ben bunu duyunca, filmi biraz durdurup diyorum“DÜŞTE FİLM ve LİMANDA GECİKME” yazısının devamını oku

KORKİREM

Aşağıdaki Mirze Alekber Sabir’in GORXURAM şiirinden bestelenmiş Azeri türküsüne (Vezir Parmağı filminde kullanılmış) göz attıktan sonra yazacaklarıma geçebilirsiniz: Bu parçadaki KORKİREM korkusu olasılıkla bir erkeğin bir kadına teslim oluşunda olduğu gibi, yeni bir dinin evrenine girmenin korkusu. Artık bu evrene girilmiş, ama taşlar yerine oturmamış. Türkünün ruhunda bulunan korkudan fazla olan müstehzi aşağılama yeni dini“KORKİREM” yazısının devamını oku

BİREY/TOPLUM, ve SANATÇI

Asri zamanlarda, salgın günlerinde, yeni dünya düzensizliğinde her şey darmadağın. Ama hiçbir şey bitmedi, bitemiyor. Kardeşim, moralini umudunu devlete, hazır düzene veya kitlelere bağlama. Yaşama, can aitliğine bağla. Gülmeyi, gülmeceyi anımsa, yürü, ak! Belirsiz, kaotik bir şey bu. Belli ki üzüleceğiz. Her şekilde fazlasıyla üzüleceğiz. Sonra dünyadaki, yaşamdaki yeni’yle karşılaşacağız. Biz yoksak devrilmişsek, can kardeşlerimiz“BİREY/TOPLUM, ve SANATÇI” yazısının devamını oku

CUMA – PAZAR

Cuma günü boy abdesti almak, demek sünnet grubundan uygulamaymış, hadisi varmış. Ben babamın, annemin uyması dolayısıyla uyuyormuşum.  Cumaları, her cuma olmasa da ikisinden birinde ailenin erkekleri, çocuklar dahil cumaya giderdik, yunup paklanıp giyinerek cumaya hazırlanırdık. Cuma ve bayram günleri işler tavsayacağından, aksayacağından, canı sıkkın babamın yanına yaklaşılmaz olurdu. Her cuma olmasa da her bayram döneminde“CUMA – PAZAR” yazısının devamını oku

İNSAN MI PEYGAMBER Mİ?

Hz. İbrahim’in Yahudilik ve Hristiyanlıkta İshak’ı, İslam’da ise İsmail’i kurban ettiğine inanılır. İbrahim İslam’a göre peygamber, Yahudi ve Hıristiyanlıkta din büyüğü imiş. Gene Yusuf Yahudilere göre din büyüğü, İslam’a göre peygamber. Bunlar ne fark ettiriyorsa? Ben kendimi çıplak haldeyken bile rütbeye, etikete bakıyor gördüm. Keza Yakup hakkındaki farklar benzer biçimde.  Burada şu fark oluyor edebilir.“İNSAN MI PEYGAMBER Mİ?” yazısının devamını oku

RÜYAYA İLK ADIM

[Yazıya vesile olan Selin Erkişi’ye minnetlerimi sunarım.] Rüyanda ev veya araba gördüğünde o genellikle benliğin, ruhundur. Benliğinle, yaşamınla ilgili şeyler söyleyecektir. Senin rüya evinin girilmedik, kullanılmadık odası muhtemelen saf veya ilgisiz kalmış, dokunulmamış, kimseye açmadığın, dokundurtmadığın ruh kısımların demek olabilir. İyiye karşı kötü, veya kötüye karşı iyi kontrastları içerebilir. Üstünde fikir oynatmak, çağrışım yapmak gerek.“RÜYAYA İLK ADIM” yazısının devamını oku

KAGEMUSHA (1980) – AKİRA KUROSAVA

Filmde dublör/gölge savaşçı rüyasında efendi Shingen’in canlanıp peşine düştüğünü görür. Olağanüstü bir kabus-rüya sekansıdır. Renkleri Akira Kurosava’nın Yume (Düşler) filminden daha rüya ve daha resimdir. Dublör hem efendi Shingen’in peşinden gelmesinden tırsar, hem dönüp gidecek olunca o peşine düşer. Yokluğuna da katlanamaz. Kabustan uyandığında tek gördüğü kendisi ve gölgenin aslı olduğu halde, milyonlarca kişinin etrafını“KAGEMUSHA (1980) – AKİRA KUROSAVA” yazısının devamını oku

ARİRANG (2011) – Kim Ki-Duk

“Aldırmaz sevgilim, Affet seni terk ettim. Arirang tepeleri, arirayo!” Her ikimiz ölünceye dek ayaklarımız acı çekecek. Tabanca yapımı meğer bir demir oymacılığıymış, arınma ve odaklanmaya hizmet edebilirmiş. Kim Ki-Duk’un önemli bir iddiası: “Yaşam hep sadizm ile mazohizm arasında salınır.” Ya kendine daha çektirirsin, ya karşındakine eziyet edersin. Bu durumda yaşam sarmalında büyütücü, oldurucu gözle gördüğümüz“ARİRANG (2011) – Kim Ki-Duk” yazısının devamını oku

YAY / THE BOW / HWAL

Samaria’nın Vasumitra (fahişe) kızı Hwal’da Vasudeva’nın (Kayıkçı Budha) çömezi pozisyonunda oynuyor. Gene monk/çömez, usta/çırak ikililerinden. Buradaki gerçek öksüz değil, buluntu, 10 yıldır teknede yaşatılan; ileriki kocası rolündeki ihtiyarın bütün sanatlarına az çok aşina; varı yoğu, dünyası o tekne ve ustası olan bir kızcağız. Bu teknenin arada bir gelen müşterileri var. Balık tutmanın kolay, avantajlı olduğu“YAY / THE BOW / HWAL” yazısının devamını oku

KİM Kİ-DUK VE SAMARİA FEDAKAR KIZ

Kim Ki-Duk’ta ağlama sahnesi/durumu çok önemlidir. Nerdeyse korku ve dehşetin sağladığı aydınlanmaya denk bir aydınlanma sağlar. Varoluşa katılmanın altı çizili görüntüleridir. “İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış, ve İlkbahar”da insanın her büyüme evresi adeta ağlama, ağlamalı bir açmaz tarafından mühürlenmiştir. Konuşmanın, iletişimin az olduğu Kim Ki-Duk sinemasında ağlama, gözyaşı yağmur ve vaha gibidir. İletişim azlığına bakılırsa ağlama“KİM Kİ-DUK VE SAMARİA FEDAKAR KIZ” yazısının devamını oku

ZİYARET DÜŞÜ

[3 Nisan 2013] Motosikletle bir yerden Mustafa’ya bir şey götürüyorum, veya ondan bir şey alacağım. Galiba motorda arkamda bir kızı da oraya taşıdım. Mustafalara varıyorum, iki katlı bir dairede oturuyorlarmış. Vardığımda vakit biraz geç olmuş. Evde yatma toparlanmaları var. Konukseverler, ama alışkın olduğum şekilde gösteremiyorlar. Ben utanmayla karışık özenle içeri girip üst kata çıkıyor, alacağım“ZİYARET DÜŞÜ” yazısının devamını oku

Çingeneler ve GATLİF – Yalçın Savuran

[Yalçın Savuran seminerinden serbest notlardır.] İsfahanlı Hamza ve Firdevsi’de geçen bir çingene kökeni meseli varmış: Behram Gur’un yasası: “Yarı gün çalış yarı gün ye iç eğlen.” İran’a çalgıcı lazım oluyor. Hint kralına on iki bin çalgıcı göndermesi için mektup yazıyor.. Jadlardan Cengariler gönderiliyor. Bunlar yerleşmiyorlar. Ekme biçme yok. Çünkü onlara hayvan verilse kesip yiyorlar, tohumluk“Çingeneler ve GATLİF – Yalçın Savuran” yazısının devamını oku

YURT YEMEKLERİ

Hey günler. 1980’lerin sonları. Edirnekapı Öğrenci yurdunda eğleşiyoruz. Odamda benden başka bir amatör tiyatrocu basın yayıncı, bir amatör filozof hukukçu, bir komünist hukukçu (aynı zamanda part-time öğretmen), bir pazarlamacı imami, bir top tepikçi mimar (kendini büyük sorunlardan soyutlamış). Yan koğuşta ise memleket havalarını koklatan, yöre ağzını kaybetmemiş, başka türlü konuşamayan Burdurlu veteriner İboDaban. Birimizin erkek“YURT YEMEKLERİ” yazısının devamını oku

SARTRE – VARLIK VE HİÇLİK

[Alıntı yazısı derlemek keyfe kalmış bir şeydir. Yalnız konu Sartre’ın Varlık ve Hiçlik’i olunca hem bütünüyle kitaba, hem seçkilerine çok büyük önem atfediyorum.] Varolanı açığa çıkaran görünmeler ne içerinindir ne dışarının, hepsi de eşdeğerdir, hepsi de başka görünmelere gönderir ve hiçbiri ayrıcalıklı değildir. Aynı anda saklıgücün [puissance] ve edimin ikiliği de ortadan kalkacaktır. Her şey“SARTRE – VARLIK VE HİÇLİK” yazısının devamını oku

YUSUF’UN KOKUSU

Yakup peygamber Yusuf’u kuyuya atıldıktan sonrası bir yana, doğmadan önce bile yıllarca bekledi ve özledi. “Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, YakupBazen karıştırıyorum.” Edip Cansever “Yakup diğerlerinden yersiz ama haklı bir kuşku duyuyordu. Onun kuşkusuna göre, Yusuf’u parçalayan erkek domuz on kafalı bir hayvandır; Bünyamin’in ‘evde’ kalmış olması bu hayvanın onbir kafalı olmadığının bir işaretiydi.” Thomas Mann – Yusuf ve Kardeşleri Thomas Mann’ın Yusuf ve Kardeşleri romanında sabırla“YUSUF’UN KOKUSU” yazısının devamını oku

KOKULAR VE SOĞUK SÜT

Anama analık yapan babaannesi, anam evlenince kurak yayla köyümüzde -ve şiddeti bol sert ailemizde- bir türlü huzur bulamayıp, sürekli hasret çekiyor görünce, demiş ki: “Allah sana bir altın top versin bolları (buraları) unut, bizi unut.” Bu yeni gelin önceleri Kalkamak taşta oturur, seyil yüzlerine bakar bakar ağlarmış, anacığım. Büyük ninemin kastettiği altın top ben olmuşum,“KOKULAR VE SOĞUK SÜT” yazısının devamını oku

DÜŞ VE GERÇEK

DEPREM GERÇEĞİ Ya Van’a ya Van buraya! Ta Van’a, ta Van buraya! Zamanında Şırnak ilim, Uludere yöremdi. Şimdi Van ilimiz, Erciş gölümüz, bataklığımız oldi. Kıyamet eşiği gibi bir zamanda, Aralık 2011’de deprem zamanı Van’a geldim. Kişisel güdüleyicilerimin bir kısmını biliyordum. Van’da 12-13 yıl önce askerlikte geçirilmiş zaman, kurulmuş bireysel bağlantılar, muayenehaneden para kazanma deneyimi. Ayrıca“DÜŞ VE GERÇEK” yazısının devamını oku

KEDİLER EFE İLE ÇAKIL

Kendini insan hatta prens sanan bir kediyle bir süredir ev paylaşıyoruz. Efe efendi bu. O ev sahiplerinin arasında, biz ana baba çocuk konuk göçerleriz. Gece diş fırçalamaya lavaboya gideceğim- Musluğun altına geçmiş, lafını anlatamadığına kahrederek damlayanlardan sulanmaya çalışıyor. Bu sırada hiç sevmediği şekilde başı ıslanmış. Bunlar onun için neredeyse göz yaşı sayılır. Ben başını ıslak“KEDİLER EFE İLE ÇAKIL” yazısının devamını oku

YAĞMUR TEHLİKEDE DÜŞÜ

Düşümde İmdat’ın evine konukluğa gitmişiz. İmdat bizim yer evinin perdecisidir. Akşamlama fena geçmemişken, İmdat eve geç geliyor ve yüzü çok gergin, her an kavga çıkaracak gibi olduğundan, evden ve misafirlikten apar topar ayrılıyoruz. O aile huzurlu değil.  Yağmur hızlı yürüyüp ileri gitmişken, benim de gerimden ona doğru kuduz gibi bir köpek geliyor. Kıza saldırırsa korumak“YAĞMUR TEHLİKEDE DÜŞÜ” yazısının devamını oku

FASSBİNDER SİNEMASI – Yalçın SAVURAN ve Neşet KUTLUĞ

Filmden bir parça: Lili Marleen. Uzun bir sekans boyunca. Nazi propagandası var mı? Karşısında mıydı yoksa? Serseri. [Tam resmini bulduk diyorlar.] Mahler – Sekizinci dinleyecektiniz. Fassbinder’in kendini bulduğu eser. Beethoven – Dokuzuncu, Lizst ile birlikte koro için bestelenmiş dört eserden biri. Muhteşem. 1000 kişilik performans. İki çıkış noktalı. Ortaçağ şiiri. Çoğu senfoniden farklı olarak iki“FASSBİNDER SİNEMASI – Yalçın SAVURAN ve Neşet KUTLUĞ” yazısının devamını oku

PANİK ÜZERİNE EDEBİ-DİNAMİK-BİLİŞSEL

Panik atağı için kısa, özlü bir Türkçe terim: Koşkoş! Hasta keşfi. Bir başka panik hastasının panik atak benzetmesi: Volkanik Atak. Ürkü, topluluğu veya bireyi saran korku olarak doğru izlek. Atak ise o denli değil. Saran, yayılan, etkisi ve baskısı altına alan. Gerilime ve gerilim filmine uygun. İçimde panik terimine karşı mesafeliyim. Sakin ve derinden korku“PANİK ÜZERİNE EDEBİ-DİNAMİK-BİLİŞSEL” yazısının devamını oku

SU ADA

Açık Deniz Aşırı (Kapalı)(Yalnız)(Loşlukça uzanıyor)(Yolda bir insan yok)(…deniz kapkaranlık…) – Adaakıllı – Canım uykunun hızlısıKoltuk uykusu,Kısa battaniyem – göğsümde kitap ..Karacakara – orta Gök ada – alacakıranlık.. Yumurta piramidi dağılıpj – l – k – bRüyalar adalara düşlere eklenir

DEVEDİKENİ

Deve dikeni, öfkeli oturan şehir Küs değil, yarılış; yedi yıl meydanda Kabul itilsem bilelim. Şiddet desen şiddet boşanırsın Yatma ayrı, kapı kilitler -yüzsüz değil, gel gelene yatmazım Rezil olmak en şey, saymadım Saldır, var kullan, köşe ben bağır. -En hası savunma. Şiddetsem, güçlü sen -avucumu yalamışım, Kına açıkla ayrıl dava mı, onaylat Karanlıktan yiteyim, Demokles“DEVEDİKENİ” yazısının devamını oku

MEKTUP VE KASIMPAŞA DÜŞÜ

PLATONİK MEKTUP H, şu anda sana karşı durumum ne lüks! Bunu hak etmiyorum. Artık hareket etmeli ve bu lüksü yitirmeliyim. Senden uzak durdukça aramızdaki şeyi hem soğuk hem temiz tutmuş oluyorum. Böyle mi oluyor? Bunu ben mi yapıyorum? Yaklaşık öyle. Uzaktan ben sevgi duyunca olasılıkla bunu farkediyorsun. Belki sen de bir şeyler duyuyorsun. Ama sen“MEKTUP VE KASIMPAŞA DÜŞÜ” yazısının devamını oku

BORDERLİNE KİŞİLİK NOTLARI

BORDERLİNE/SINIR KİŞİLİK ÖRGÜTLENMESİ Güçsüz ego: Projeksiyon (Yansıtma) Yansıtmalı özdeşim İnkar Bölme (Yarılma, splitting) Nerede kontrol varsa orada yansıtmalı özdeşim, nerede yansıtmalı özdeşim varsa orada kontrol vardır. Kontrol; “O adam kötü olduğundan, kendimi korumak için kontrol zorunlu,” diye hisseder. Kendilik (self) sınırları, kendilik elementleridir kontrol edilen ve yansıtmalı özdeşleşilen. Borderline hastaların çoğu çoğunlukla nerede olduğunu bulamaz.“BORDERLİNE KİŞİLİK NOTLARI” yazısının devamını oku

ŞAMANİZM – Dr. Ali BABAOĞLU

Şamanizm Semineri: Şamanlığın dağılım alanı: Orta Asya, Sibirya halkları Maya-İnka uygarlığı (Karayipler, Haiti dahil) Şaman büyücü değildir. Şamanlık bilgileri öğretilemez. Şaman doğulur. Şaman olacak çocuk doğumunda ya da ilk yaşlarında belli olur [Olacak oğlak bokundan belli olur.] Örneğin şaman geri zekalıdır, kafadan sakattır. Ya aptal doğmuştur, ya ya da en geç ilk gençlikte attan, ağaçtan“ŞAMANİZM – Dr. Ali BABAOĞLU” yazısının devamını oku

MODERN KARINDEŞEN JACK UNTERWEGER

Ömür özeti (16 ağustos 1950 – 29 haziran 1994) olan uluslararası seri katil, fahişe terminatörü. Hem Avusturya’da hem USA Los Angeles’ta çoğu fahişe olan kurbanlarının sevgilisi katili. Batı Almanya, Çekoslovakya’da da var. Toplamda 12-15 kişiyi öldürmekten zanlı/sorumlu. Yazarlık yeteneği de varmış; yazar, gazeteci, oyun yazarı, garson. Ömür boyu hapse çarptırılmasından 9 saat sonra kendini ası“MODERN KARINDEŞEN JACK UNTERWEGER” yazısının devamını oku

KESİK KESİK YAS

Kalk Lali hanım Kızın öz cana kıydı Bütün çocuklar şaşkın İyiliklerin Tuba gölgesi ya Hatan çöllere kavuştu Kocan kıvrıldı sessiz Biz böyle kurduk biz kapanını Her hırs dağda solurdu Kuru kız varamadı sevsin Nuh’un çanağı kaynaşır kuru Korku şiddet yarışır Bir ucu içine gömüldü Büyüğün Apo isli direk karardı Ortan Orhan şarabın koynu Beslemen konuğun“KESİK KESİK YAS” yazısının devamını oku

ANABASİS PRAG

ANABASİS ÇELİŞKİSİ  Demokratik savaşta, en iyi savaşçıyı isim yazma oylamasıyla ile seçme uğraşında asker-yazar Xenophon’un maceracı askerleri en birinciyi bulamamışlardı. Çünkü herkes, en iyi savaşan olarak kendini birinciye yazmıştı. Orada bir başka sonuç bulunabilmişti: “En iyi savaşan ikinci kişide herkes hemfikirdi.” İmdi, burada bir olgu var. Bir de yorumlanacak konu. Anabasis çelişkisi şöyle: Xenophon’un askerleri“ANABASİS PRAG” yazısının devamını oku

İKİ ESKİ DÜŞ

12 Ağustos 2001 Pazar H’yle (ilk eşim Hacer) tanıdığımız yaşlı bir çifti ziyarete gitmişiz. Gittiğimiz kasaba gibi bir yer. Evleri kerpiç gibi. Ahşap ağırlıklı. Daha uyuyor olduklarını biliyoruz. Alt kapıdan girip merdivenleri çıkarken, merdivenlerde çivilerle tutturulmuş tahta, biçimsiz bir parça dikkatimi çekiyor Tekmeyle bunu çıkarıyorum, atılabilecek bir şey ama atmıyorum, yukarıda ayazlığa bırakıyorum. Kapıyı gıcırdatarak“İKİ ESKİ DÜŞ” yazısının devamını oku

Tanrının Maskeleri – Joseph CAMPBELL

Tanrının Maskeleri’nden serbest alıntılar… Baba ilk düşmandır ve her düşman, babanın imgesidir. Gerçekten, öldürülen her şey baba olur. (Burada) yalnızca kadir-i mutlak olan babaya, keşişliğe, puritanizme, platonizme, evlenmeyen ruhbana, eşcinselliğe giden yoldayız. – Rüya senin kafanda mı? – Ben rüyadayım, o benim kafamda değil. Rüyadayken yatakta olduğunu bilmezsin. Yürüdüğünü bilirsin: rüyadasın. Yataktasın ama bunu bilmezsin.“Tanrının Maskeleri – Joseph CAMPBELL” yazısının devamını oku

Anoreksiya Nervosa – Hilde BRUCH (1970)

Beden anababaya aittir. Beden işlevlerini bile denetleyebildiğini hissetmez. Mükemmel kız görüntüsünün alında derin değersizlik duyguları vardır. Temelde çocukla annesi arasında baştaki ilişki bozuktur. Anne çocuğu çocuğa göre değil, kendi gereksinimine göre beslemiştir. Çocuğun istekleri değer verilen tepkiler almazsa kendilik (self) duygusu sağlıklı gelişmez, çocuk kendini özerk bir sistem değil, annenin uzantısı gibi hisseder. Kişilik kazanamaz.“Anoreksiya Nervosa – Hilde BRUCH (1970)” yazısının devamını oku

HAKİKAT OYUNLARI Yalanlar Para ve Psikanaliz – John Forrester

• Hakikatin öbür yüzü olarak hata ve cehalet, yalanlar kadar ilgi çekici ve tehditkar değildir. • Olduğundan başkalık niçin yanlıştır? • “İnsanın sözle tanımlandığı bellidir, ve söz yalan olasılığını da beraberinde getirir ve yalan -Porphyri’nin yüksek müsaadeleriyle- gülmekten çok daha fazla insana özgü olan bir şeydir.” Alexandre Keyre • Yalan, gülme gibi, ezilenlerin gözde silahıdır;“HAKİKAT OYUNLARI Yalanlar Para ve Psikanaliz – John Forrester” yazısının devamını oku

PSİKOTERAPİ ÜZERİNE

Aynı dertli sıkıntılı arayıştaki başvurana yordamına, kuramsal temele, mesleğe bağlı olarak danışan veya hasta denir, denmektedir. Kabası olan hasta demeyi şöyle yumuşatalım: Hepimiz biraz hasta, biraz deli değil miyiz? • Yardım edici bir kişiyle yoğun, duygusal yüklülük içeren, güvenli bir ilişki. • Hastanın sıkıntısının nedenini içeren bir açıklama rasyoneli ve acıyı dindirme yöntemi. • Psikoterapi“PSİKOTERAPİ ÜZERİNE” yazısının devamını oku

EVLİ ERKEKLE AŞK

Evli erkekle ilişkideki kadın bazen erkeğin ailesini koruyuşunu onu koruyuşu gibi benimsiyor. Erkeğine evliliğini anlattırması, dış kadını evliliğin gizli ortağı yapabiliyor. Bazı ikinci kadınlar eş ya da aile ya da çocukla ilişkinin düzeltilmesi, ilerletilmesini misyon ediniyor. Bu belki arzu doyumuna karşı vicdan ödünüdür, borç ödemesidir. Bazı ikinci kadınlar tam birer femme fatale’dır, onlar yaşamlarını savaş“EVLİ ERKEKLE AŞK” yazısının devamını oku

TEKİNSİZ MUTLU RASTLANTI

En zoru ilkiydi, bana göre ilki. Kendi köyümde fotoğraf gezmesine çıkmıştım. Nasıl görünüyorlar diye her kareyi sıcağı sıcağına makinede görme arzum var. O yüzden karelerimi siyahbeyaza kolay kolay sonradan çevirmem, çektiğim tonu nasıl istiyorsam o an belirlediğim haliyle kalır. Bir kaya kitlesine bakarak çektiğim kareyi kontrol ederken birden irkildim: Orada bir çift göz bana bakıyor.“TEKİNSİZ MUTLU RASTLANTI” yazısının devamını oku

AKIL HASTANESİ DÜŞÜ

Düşümde birçok kapalı servisin akıl hastası tedavilerini göstermeye isim listeleri var. Gözlem defterleri isimlerden ibaret. Hatta bazı defterler kare not kağıdı çapında, ama cilt cilt kalın kalınlar. İsmail Güzelsoy yerine İsmail Güzelyaşlı adını seçebildim. Tanıdık, askerlikten. [Burda bir köşeli ayraç: Düşü kaydederken kaç kez üstünden geçtiğim halde asıl gördüğümün askerden tanıdığım olanın Ali Güzelsoy olduğunu,“AKIL HASTANESİ DÜŞÜ” yazısının devamını oku

YER KILÇIK SU BALIK

Çankırı Ilgaz’ın köyü Hacıhasan’da yetişen 30-40 kiloluk beyaz Hacıhasan lahanası ünlüymüş. Kelem diyarı yani lahana ülkesi gibi. Lahana kolay depolanır. Ocak ayına kadar tarlada durabilir. Serin ortam olsun yeter, soğuk havada gelişir. İnekler de lahana severler. Pek çok özelliğiyle pancarı andırır. Ilgaz’da istiridye mantarına kavak mantarı diyorlar. Kanlıca mantarı ise kendisinden baharatlı. Oralarda ‘Kurt işleyen“YER KILÇIK SU BALIK” yazısının devamını oku

HALAM VE DÜŞÜ

“Aşe? Bu alt ekstremite ne olacak?” Beyaz masa üstünde var gücümle cep telefonunu elimden düşürmüyor, programlarını, içeriğini temizleyip hızlandırmaya çalışıyorum. Masanın üstünde istemediğim bir kalabalık var(mış), ama bunun şalvarıyla masanın bir köşesine yatmış genç-orta yaşlı bir kız olduğunu geç fark ediyorum. Onu hem tanıyor gibiyim, hem tanımıyorsam gocunmuyorum. Yatsın varsın. Altına bir masa örtüsü koymuş,“HALAM VE DÜŞÜ” yazısının devamını oku

ÖZGÜRLÜK VE KADER – ROLLO MAY

Özgürlük sonsuz olarak kendini yaratır, kendi kendini doğurur. Özgürlük, gördüğümüz gibi, kendi doğasını aşma yetisidir – çok kullanılan aşmak sözcüğünün gerçekten uyduğu bir olgudur bu. Rollo May – Freedom and Destiny Kader kavramı öfkenin yaşanmasını gerekli kılar. “Hiç öfkelenmeyen” bir kişi, emin olabiliriz ki kaderle hiç yüzleşmemektedir. Batı dünyasında bizler özgürlüğü bireysel bir kendini anlatım“ÖZGÜRLÜK VE KADER – ROLLO MAY” yazısının devamını oku

CİN ANILARI

Kimden duyduysam artık.. Müslüman Türk köy ebesini günün biri cinniler doğuma acil çağırmışlar. Ebe ne’tsin? Mecbur sanatını yapacak, gitmiş. Cinniler ısrarla ‘bize oğlan çocuğu buldur, o zaman ne dilersen dile, kız buldurursan bizden buldun beleyi say,’ diye baskı yapıyorlar. “Çocuk bulmak”, çocuk sahibi olmak için bizim Fethiye’de söylenen kalıp. Çok iyi ve basiretli bir adlandırmadır.“CİN ANILARI” yazısının devamını oku

BÜYÜK KOPUŞ

İsa ona, ‘Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama insanoğlu’nun başını yaslayacak bir yeri yok,’ dedi. (Matta 8:20) ***İnsanoğlu/ademoğlunun tarihsel/evrimsel ilk cenneti belki de hayvanlar alemiydi. Yani hayvanlardan bir hayvan, sibernetik, an bilgisiyle yaşayan bir canlı. Kendinin değil anın gerekirinin bilincinde.. Sonra zeka, ego, elmayılan sarmayılan ne olduysa oldu, insan içinde yaşadığı (içinden çıktığı) cennetten kovuldu.“BÜYÜK KOPUŞ” yazısının devamını oku

KÖPRÜLÜ İNTİHAR

Boğaz köprüsünden atlama intiharının özel bir/birkaç özelliği olmalı. Akışı sürüşü olan suya, Hayat Anaya dönüş. Kendinin akamadığı itirafı. Bedenini bırakmanın en az saldırganlık ve enerjiyle oluvermesi. Her iki kıtanın gözü önünde düşerek, bütün çevre ve toplumu suçlama, suçu tabana yayma. Yanı sıra medyatik itiraf. Bazen “Atla! Atla!” medyatik mahallevari baskı. Bir tür makinalı-tekil-özkıyım-merkezi olarak Boğaziçi“KÖPRÜLÜ İNTİHAR” yazısının devamını oku

İNTİHARA VEDA

İntihar mektubuna bakınca, Dr. Mustafa sanki durmazmış, kafasını ölüme ayarlamış gibi geldi, ama bilinemez. Üzüldüm, ona saygı duymaya çalışıyorum. Önemli kayda değer bir ruhsal acısı, klinik sorunu yoktuysa, felsefi yokoluş hakkını topluma dayatmayı seçmiş olabilir. Fiilen kullandığı hakka, üzülerek saygı duyuyorum. İşyeri zorbalığı filan yaşadıysa ölümünden sonra işyerinde işler gözden geçirilmelidir. Kaybettiğimiz Dr. Mustafa, özellikle“İNTİHARA VEDA” yazısının devamını oku

İLİŞKİLER CEHENNETİ

Yakındaki tepişir, uzaktaki öpüşür. Akrabanın ettiğini akrep etmez. Hısım, etini yer kısım kısım. Kardeş kardeşin ne öldüğünü ister ne onduğunu. Kuma kumaya pamuk atar, elti eltiye taş. Kuma gemisi yüzer, elti gemisi batar. Gecenin işine gündüz güler. Eşcinsel veya LGBTİ kültüre saygılı ama kısmen dışında olup o evreni az tanıdığımdan, gözlediğim bildik basit kadın erkek“İLİŞKİLER CEHENNETİ” yazısının devamını oku

TÜRKLERİN GENEL DÜŞ YORUMU

A) Gece götün açıkta kalmıştır. (En genel ve pratik birinci ilke) B) Hayırlara varsın. (Teğet geçme ilkesi) C) Hayırlıysa düş, hayırsızsa boş olsun. (İyilikseverlik taklidi yorum) Ç) Ölü görmüşsen ömrün uzayacak demektir. (Tırsak yorum) D) Her gördüğünün tersi geçerlidir. (Pratik ve tembel yorum) E) Çıplak erkek görmek kadın ölüye, çıplak kadın görmek erkek ölüye işarettir.“TÜRKLERİN GENEL DÜŞ YORUMU” yazısının devamını oku

DUM DUM DOM

Ben ki vadiyi kanla sulayanlardanımAşık olanlar da bizdenGeldi çekilme günü, ölenden gördümİnatçı toprakla sığır sütüne dönmeninHepsi alver yapmaya başlasınYaktığım evlerden sormayanlarYarın benden suladığım suyunGüdülmeyen evladın çünküsünü sorsunlarGene yumruğumu yiyeceğim. Bir bir ağaç kabuklarınıYengemi kızıl dereden komşum sürdüDağ ormana-Vadinin eriği cevizine atışla dolandıAçlıkla sınadı zaman kahraman olmayaDeğilce değilce sürüldümYangını söndür koşa koşaİçine bak kuytuda, düşne rüyadaKurtul“DUM DUM DOM” yazısının devamını oku

HIZIRCA

Tek kişiydiler. Önce yattılar, sonra kalktılar, sonra musallat oldular. *** Günahkarcasına suçlu, eve dönüyordum. Aklımda kırk tilki kuyruk yarışındaydı. Varsa yoksa planlarım, tasarılarım.. Tam alt geçidi aşıp caddeye dönüyordum ki, bağlantı yayında, benden önce duraklamış bir Kangoo’nun önünde, yarısı kaldırımda, yarısı caddeye uzalı bacaklarıyla devrik bir adem gördüm. Hiç de doktor refleksi filan demem, istemezsem“HIZIRCA” yazısının devamını oku

ÖPÜŞME GIDIKLANMA VE SIKILMA ÜZERİNE – Adam PHİLLİPS

• “Yolcular kabul etseler de etmeseler de ölüme doğru seyahat etmektedirler.” Freud • Annesini fazlasıyla beklemiş olan bebektir ölüme doğru seyahat eden; çünkü başında kimse olmayınca bebek bedenin yalnızlığına hapsolmuştur. • “Özne hep talep etmekten başka bir şey yapmamıştır; aksi takdirde ayakta kalamazdı; bizlerin yaptığı sadece işi kaldığı yerden sürdürmek.” Lacan • Analitik ortamda tekrar“ÖPÜŞME GIDIKLANMA VE SIKILMA ÜZERİNE – Adam PHİLLİPS” yazısının devamını oku

İL GATTOPARDO / LEOPAR (1963)

[30 Aralık 2013] Salina Prensi Fabrizio, küvetten çıkışta bedenini pedere kurulatırken:“Beden çıplaklığının ruh çıplaklığına göre daha masum olduğunu bilirsiniz. Lütfen daha sıkı kurulayın. Hem sözümü dinleyin, siz de bazen banyo yapın,” mealinde konuşur. “Yaşım bir kolon gibi başıma iniveriyor.” “Aşk altı ay yangın, otuz yıl kül. Ben de aşkı bilirim.” Garibaldi devrimiyle birazcık yükselen yeni“İL GATTOPARDO / LEOPAR (1963)” yazısının devamını oku

ŞÜKRE EVETİNE EVET

Şükre/şükrüye reddiye düzene yanıt ve kucaklamamdır: Canı isteyen ve gerek duyan herkes doğruyu söylemekte özgür görevli. Haksızlığa karşı doğruyu bağırsın, hatta doğruyu değil arzusunu haykırsın. Bütün haykırmalara karşın yine de her doğan, “bir çift” nefes alan (bir soluk alan, bir soluk veren) herkes o ilk nefesle yaşamın bütün acılarını haklamış denklemiş olur, zorunlu kâra geçmesi“ŞÜKRE EVETİNE EVET” yazısının devamını oku

SİLAHIMA VEDA

Her nasılsa, pertavsızın hep piştov gibi bir silah olmasını düşlemişimdir. Değilliği benim için büyük düş kırıklığı oldu. Tabanca koleksiyonuna, silahlara veda. Domdomlular, adaptörlüler hurdaya gidecek. Bunlar casus kuşumdan dökülen kehanet gibi bölük pörçük bilgiler. Bende kendisine yakın silah bilgisi olmadığını göz önüne alsa, dikkatlice anlatmanın hiç zevki kalmayacağı belli. Nagant Rus toplu tabancası. Sistemi Usa’daki gibi. Double action“SİLAHIMA VEDA” yazısının devamını oku

SEV SEVME SEVİLMİŞ OLACAKSIN

Tanrı veya Kadın: “Sevmesen ölürdün, sevdin yine öldün.” Erkek: “Sevmesen ölürdüm, sevdin yine öldüm.” Kadın:” Sevmesem ölürdün, sevdim yine öldün.” Es soru: Bu üç bilinmeyenli denklemde seven kim, sevilen kimdir? İpucu: Görecelik yasaları gereği, sevilen sevmeyendir. El cevab: Her durumda seven ve siken Tanrıdır (sevilen kadın ve erkek). Bu konuda ve hemen her yerde kadın“SEV SEVME SEVİLMİŞ OLACAKSIN” yazısının devamını oku

DİL DUAM – HOYDA EDEBİYAT

Acaba siyaset-politika şiirin veya edebiyatın bir kolu mu olsaydı? Veya dans veya tiyatronun? O zaman dans! Var mı edebiyat gibisi? Kimseyi zorlamadan, adım adım, sayfa sayfa olurunu alarak, nasıl da hem zifiri karanlık mağaraya, hem dış uzaya, hem ışığın aşığın gözüne çekebilir.. Sanat, özellikle edebiyat azıcık da papağan gibi tekrar, hatta zikirdir. Öte yandan edebiyat“DİL DUAM – HOYDA EDEBİYAT” yazısının devamını oku

FEMİNA FEMİNİ LUPUS

Erkek erkeği anlamaz değil anlar ve dost olabilir. Erkek dostluğu olur, ama kadın dostluğu zor olur. Kadın kadını anlar ve karşısında pozisyon alır, kendisi kalmaya devam eder. Öteki kadına arka çıksa da kendi pozisyonunu kaybetmez. Kadın dostlukları her zaman kadının bencilliği, benlik bilinci ve çıkarına göre parçalanma, rafa kalkma tehdidi altındadır. Kadın kadına yani kadın“FEMİNA FEMİNİ LUPUS” yazısının devamını oku

AŞK MOTORU

“Aşk yapılan motor” olarak da akla gelebilir. Ben artçıyla sürülmesi aşkı, aşk ilişkisini çağrıştırdığı için motorsiklet ve sürüş deneyimine aşk motoru diyorum. Motorsiklette sürücü ile artçı çifti olarak yol almak her bakımdan değilse bazı bakımlardan aşka, ilişkiye benziyor.. Örneğin her iki kişi de yolda gördük yaşadıklarını birbiriyle paylaşmak istiyor. Bağırarak konuşsalar da susuyormuş gibi sesleri“AŞK MOTORU” yazısının devamını oku

MOTORLAR

TRANSKALP Honda Transalp’in efsane olması bir yana özellikleri sonraki modellerle doldurulmadığından ciddi boşluk doğmuştur. Honda motor Translap’i geri getirmek, diriltmek zorundadır. Transalp’ime başka bir isim içime doğdu: Transkalp! Zaten benim ilk Transalp’im arkadaştan ve sarı jantlı 50. yıl hatıra modellerinden bir gümüş gri Transalp’ti. Yani Alpgeçen. Hemen bir yıl sonra Parliament gece mavisi bir XL“MOTORLAR” yazısının devamını oku

MOTORSİKLET AŞKI

Ortağım Serhat’la 76 model bir R90S sportif karbüratörlü ortak BMW motor almıştık. 1996 gibi. 2-3 ay bindikten sonra motorcu jargonuyla yatak sardı. Sağlığında bir motorsikletten çok yarım araba gibiydi, yolun da yarısını kaplardı. Yanlardan çıkan kalın koca boynuzları vardı. BMW’ye binip motor sürmek dünyanın en rahat koltuklu tırıyla gösteriş yapmak gibiydi. Sadece sesini dinlemek için“MOTORSİKLET AŞKI” yazısının devamını oku

BİSİKLET YILI

Çocukken sadece benim değil belli başlı arkadaşlarımın da bisikleti yoktu. İlk bisiklete binen Muğlalı arkadaşım Hayati öncü ruhluymuş, sonra mahalle muhtarı oldu. Ben İstanbul’a parasız yatılı deplasmana çıkınca iyice gecikti. Edinmesi değil, öğrenmesi de gecikti. Edinmek için okulu bitirip memuriyete başlamam gerekecekti. Geç kavuşulmuş bir heves olduğu için ilk bisikletime, tecavüz veya işkence eder gibi“BİSİKLET YILI” yazısının devamını oku

CRİ DU CHAT ya da HAYDUT KRİMİNİ

Bizim eve hanım sokakta telef olmak üzere yeni doğmuş bir kedi yavrusu getirdi. Annesi olan sokak kedisi daha büyümeden erkek kedilerin tecavüzüne uğramış, en kabadayısı 1 yaşındayken bu yavruları doğurmuş. Doğan 3 yavrudan biri galiba ölmüş, biri güçlüce, mahallenin çocukları sütle mütle ayağa kaldırmışlar. Anne bir süre sonra ortadan kaybolmuş. Zaten çocuk anne, o da“CRİ DU CHAT ya da HAYDUT KRİMİNİ” yazısının devamını oku

CÜMLE FELSEFESİ

Cümleyi felsefi bir şeye benzetsek… Nokta (.) ölüm. Virgül (,) ile noktalı virgül (;) sevinçler, mutluluklar. Cennetimsi ara dönemler. Aralarındaki ince farkları tam yerine koyamadım. Ara tireler yani (-) sürprizler, kriz dönemleri, yani dönemeçler. Ünlem (!), herkesin bildiği: nida, öfke, şaşkı, hatta düş kırıklığı. {Parantez} demeyip (ayraç) dememiz gerekenler yaşamdaki sırlarımız, açılacak ama gönülsüz olduğumuz“CÜMLE FELSEFESİ” yazısının devamını oku

MOTOR KAZALI DÜŞ

Düşümde Serhat ile Alp’e benzeyen irice ve uzun bir motorsikletçi teknik, sürüş hakkında konuşuyorlar. Bense galiba kaza geçirmişim, motorsiklet kazası. Artık ayaktayım, yalnız bir daha motor binip binmeyeceğim şüpheli. Kaza geçirenlerin hep kafasındadır ya; olay nasıl oluşmuştu, aşamalarını anımsamaya çalışıyorum. Aynı zamanda ‘benim suçum değildi, tesisler, yol, karşıdaki suçluydu,’ araştırması bu. Eğimli ve şehir içi“MOTOR KAZALI DÜŞ” yazısının devamını oku

KAYIP ZAMANIN İZİNDE -Marcel PROUST alıntıları

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde • Kesin kararlar, daima, süreklilik arz edemeyen ruh halleri yüzünden verilir.• Sevdiğimiz kişiyi bir daha hiç görmek istemediğimizi söylerken tam anlamıyla içten değilizdir, ama görmek istediğimizi söylesek de daha içten olmayız.• Hepimiz, artık sevmediğimiz zaman, biliriz ki, unutmak, hatta bulanık hatıralar bile, mutsuz aşk kadar ıstırap vermez.• Belki boş yere“KAYIP ZAMANIN İZİNDE -Marcel PROUST alıntıları” yazısının devamını oku

ORADA OLMAK

ŞANS: ORADA OLMAK SORUMLULUK: ORADA OLMAK     Hem şans hem sorumluluk orada olmaktır. Şanssızlıkla birlikte şans. Tipik örnek Adalet Ağaoğlu: Adalet Ağaoğlu günün birinde Sarıyer-Yeniköy’de sırtı caddeye, yüzü Boğaza bakacak şekilde oturup seyrediyormuş. Tam o dilimde bir minibüs mü ne caddede kaza yapıyor, çarpışıyor, araç takla atıp göktaşı gibi Adalet Ağaoğlu’nun başına düşüyor. Yazar ölümden zor“ORADA OLMAK” yazısının devamını oku

KİLLER’S KİSS / KATİLİN BUSESİ – Stanley Kubrick (1955)

Önce giriş için, katilin iki eylemini farklı muhataplar üstünde gerçekleştirdiğini, bunda bile bir tür sanat bulmanın ustaya saygı gereği olduğunu anımsayalım. Yoksa doğal akıl katilin öldürdüğünü öpeceğini, veya öptüğünü öldüreceğini varsayıyor. Filmin ana karakteri boksörün boynundaki atkı çok sonra Kadir İnanır’ın boynuna dolaşacak ve ölümüne (kariyeri boyunca) ayrılmayacak. O bakımdan boksörün el çabukluğu ile kaşkolu“KİLLER’S KİSS / KATİLİN BUSESİ – Stanley Kubrick (1955)” yazısının devamını oku