BOKS BOKSÖR

BOKS BOKSÖR

Ellere kapalı boks seanslarında, yumruk yumruğa sevişmeye çalışmak…

Herodot ve Antik Yunan dünyasının boksörleri Melankomas ile Diagoras. Efsane Theagenes de pankreas ve boks uzmanıymış. Rodoslu Diagoras daha olimpiyat efsanesi olmadan, boks stili sayesinde adından söz ettiriyordu. Diagoras her zaman kurallara uymaya dikkat eden zarafet ve vakar sahibi bir adam olarak bilinirdi. Seyirciler, onun kararlı ve cesur tavırlarına hayrandılar. Oğulları ve torunu da olimpiyat şampiyonu olmuştur. Ölümü ona, omuzlar üstünde iki oğlunun olimpiyat şampiyonluğunu kutlarken sakince gelmiş.

Marmaris civarında yakın zamana kadar türbe diye ziyaret edilen bir nokta Diagoras’ın mezarı çıktı. Marmaris’in Turgut köyünde hakim bir tepede bulunan Diagoras’ın anıt mezarı, mimari yapı anlamında Türkiye’de ayakta kalan tek piramit mezar olma özelliğini taşıyor. Diagoras ile karısı Aristomakha’ya ait olan heykelin yurtdışına kaçırıldığı tahmin ediliyor. Bağlantıyı kuran, Karia Yolu’nu ilk keşfeden isimlerden birisi olan profesyonel turist rehberi Altay Özcan’mış.

Boksörlerin boks dövüşü sırasında birbirine sarılmaları çok anlamlı ve öğretici geliyor. Hele hakemin ikisinin birden elini tutuşu.. Bu görünümler sevişen çiftlere dövüşme ve şiddet izni veriyorlar. Bir de hayatla yaptığımız kavga var. Kavgada yaşam bizi -özellikle laf anlamaz olduğumuzda- habire dövüyor, inatçılık (hayat emrine itaatsizlik) ısrarımız sonunda yorgun düşmemize neden oluyor. Bu sefer, yukarıdaki gibi, bizi döven boksöre sarılma gereksinimi duymaya başlıyoruz. O sırada, bunun bir sevme ve kabullenme olduğunu itirafta zorlansak da.

Mazohist görünümlü çağdaş bireyin, hayatla boksunda dayağı yiyenin, evrilmek ve güçlenmek yerine kuru kuruya dayanma inadı, bizi çileden çıkarıyor. Oysa eylemsizlik dahil bütün yaptıkları -tek onu değilse- önce kendini bağlıyor, ve yaşarken an an ödeşmekte. Düşünen-isteyenler olarak, dünya döndükçe baki, düzeyi düşmeyecek bir süper toplum, ortalama yaşam peşindeyiz sanki. Kamuda yani çoğunlukta, gerçek yaşam deneyiminden kaçmak, teğet geçmek, yaşamadan pişpişlenmeyi kar saymak eğilimi hissediyorum. Alıcı/meraklı birey, aynı zamanda arayıştaki zararlı/kötücül birey veya bireyimsi. Yığın insanı olmayan, birey değilse de bireyimsidir. Ben acıdan kaçınan değil duyarak, yüzleşe yüzleşe, istemekten, hayalden vazgeçmeden yürüyen kardeşlerime meylediyorum.

Tipik sıkı bir boksör belki korku tanımaz biridir veya korkuyu çok iyi tanımaktan korkuyla ilişkisini göstermiyor olabilir, kim bilir? İyi bir boksörün kolu kalın olmayacak, boks yumruğu kolla değil ağırlıkla vücutla vurulur diye bir tez var. Boks antremanında yapılacaklar çok çok koşma, sırtında Rocky gibi yük taşıma, dizler kırık biçimde ağırlık taşıma, halter tekniğinden yararlanma, refleks geliştirici olarak basket ve voleybol oynama (futbol az ve sınırlı, antreman tekme atmaya dönmeyecek), kısmen güreş. Boksörler fazla yakın ve laubali buldukları bu sporu pek sevmiyorlar.

“Mesela, Hiram Abas, Garbis’in zamanının boksörüdür. Ancak, aynı sıklette olup Garbis ile dövüşmemek için asla ’67’ kiloya çıkmadı.” Emina Temel – Garo Nerdesin

“Bir zamanlar rakiplerine ringi dar eden o eski şampiyonların bu özel gününe, duayen boksörler buluşması’na ikinci kez katılıyordu Esin ama hepsini tanıyordu: Ziya Sabırcan, Hüseyin Yıldırım, Yurdakul Gülören, Menef Durmuş, Zeki Karalı, Hasan Çolakoğlu, Ahmet Berkman, Hüseyin Tuna, Osman Güler, Ömer Karadeniz, Ali Yılmaz, Nazmi Menteş, Garbis’in yanından ayırmadığı Atilla… Tacettin İçsel ve eşi Gürsel hanım, üç sene aradan sonra, Aspera buluşmasına tekrar katılmışlardı.” Emina Temel – Garo Nerdesin

Denk geldiğim, bulduğum ünlü boksörler demeti:

Garbis Zakaryan, Joe Louis, Max Schmeling, Sugar Ray Robinson, Cemal Kamacı, Vedat Karakurum, Vedat Tutuk, Vural İnan, Rene Weller, Turgut Aykaç, Selami Karakelle, Teofilo Stevenson, Faruk Sümer, Kibar Tatar, Gülsüm Tatar, Seyfi Tatar, Eyüp Can, Mustafa Genç, Alparslan Yıldırım, Mehmet Demir, Sinan Şamil Sam, Oktay Urkal, Selim Sırrı Tarcan, Hüseyin Tuna, Fevzi Törk, Hüseyin Yıldırım, Taki Ziyaris, Yorgo Tagar, İngiliz Kemal, Jack Palance

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: